2 YAŞ ÇOK GÜZEL, GELSENİZE!

hjhAylar sonra yeniden merhaba 🙂 Devamsızlığımın gayetli, epeyli, bi haylili geçerli sebebi (2 yaş/teribıl tuuu) varken, yok yazılmamışımdır sanırım ^_^ Multibeybili yaşamımın 30.ayına gireceğimiz ve de birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde birlik ve beraberliğe çok ihtiyacım var. Üstelik birlik ve beraberliğe de öyle çok ihtiyacım var ki, birlik ve beraberlik bunun farkında olsa birlik ve beraberlik içinde koşa koşa bana gelirlerdi hep beraber ve de birlikte. (Burada yazar, üçüz bebelerle yalnız başına geçirdiği zamanların bir tramvasını istemeden de gözler önüne seriyor. Ya da belki de bilerek ve de isteyerek. Belki de birlik ve beraberlik içinde seriyor o şeyi gözler önüne. Ayrıca birlik ve bera….. )

-0-

Bir önceki günce yazımızda (2’ye 5 Kala), meşhuuuur iki yaşa bir girizgah döşemiş, eski yılda bıraktıklarımızı, yeni yıldan beklentilerimizi maddeler halinde ele alıp hep BERABERce hayıflanmıştık. O zaman lafı uzatmadan hep BİRLİKte aynı maddelere bi daha bakalım, 2 yaş olunca hayatımızda neler değişmiş, başımız göğe ermiş mi?… doğumgünü

  • UYKU

-Tamam Sezar’ın hakkı Sezar’a. “3 aylıkken neyseniz hala aynısınız, ne sorunlu uykunuz varmış arkadaş, ne çektik elinizden!…” filan demiycem bu sefer. Bi bişeyler değişti kabul. Azıcık düzeldiniz. Örneğin 13 milyon kere değil de 5,5 milyon kere uyanıyorsunuz artık geceleri. Bu ehemmiyetle vurgulanması lazım gelen bir gelişme. Az şey değil (eksi 7,5 milyondan bahsediyoruz) (Hatta burada “7,5 milyonu sıfırladık, 5,5 milyonu da sıfırlıycaz annecim Allah’nı izniyle…” diycem, seneler sonra okuyup bi halt anlamıycaksınız. -Hala duruyo olursa- Google abiye ‘2014 Bilal Oğlan’ yazın, o size anlatsın). -Gece uykusu bölünmelerinde gözardı edilmeyecek bir düşüş yaşandı. Kalan kısmını da ben toptan babanıza devrettim, rahat ettim açıkçası. Uyut-uyu- devret modeli. Bi yatıyorum, sabah babanız işe gitmeden az önce uyanıyorum. Artık gece siz ve babanız arasında neler yaşanıyor, kaç kez birbirinizin gül cemalini, tiz sesini duyuyorsunuz, bi bilgim yok. Cahillik mutlulukmuş gerçekten dostum! -Ama bi sor niye gece kalkamıyor artık bu ana, niye? Bunu birazdan “Yardımcısızlık” kategorisi altında ele alıcam, bi yere ayrılmayın! (anladınız zaten siz onu…) -Buna paralel olarak(aslında yaşın bebeklik evresine oranla kemale ermesiyle de alakalı), gündüz uykularınız da bariz kısaldı. Yazın 3-4 saat uyuduğunuz günleri bile görebiliyorken, şimdi 1.5 saat uyusanız “Oh, bugün iyi uyudu çocuklar” oluyoruz. Zaten bi yerden düzeltip, başka yerden bozun evladım, aferin…

  • BESLENME

-6 ay kadar önce 2’ye indirgenen öğün sayısı yeniden 3’e kaldırgandı. Bu başarının ardında ayların çetin mücadelesi var. Azı dişlerinin bitmesi, teribıl tuuu sezonunun pik döneminin atlatılmış olmasının filan da katkıları var tabii… -2 yıldır aralıksız her kahvaltıda bilfiil yenen yumurtaya karşı savunma mekanizması geliştirildi tarafınızdan (Kahvaltı öğününü komple reddetme, öğürme, böğürme, kahvaltı tepsinin üstüne böyk diye kusma suretiyle…). Yumurtaya çeşitli kamuflajlar uygulayıp farklı suretlere büründürmeye çalışmak gibi bir sıkıntısı oldu bu değişimin. Hatta bu sıkıntı rüyalarıma bile yansıdı son günlerde: Geçen gece yapyaşlı bir bakkal amcayla yumurta ticareti yaparken buldum kendimi. 50 tane yumurta istiyorum, bey amca işkilleniyor. “Napıcan kızım sen o kadar yumurtayı, benden toptan alıp başka yerde mi satıyon?” diye çıkıyor. “Bak şimdi amcam,” diye başlıyorum, “Bende var 3 bebe ellerinden öperler. Her gün 3 yumurta yendiğine göre haftada eder 21 yumurta. E zaten bu aldıklarımın yarısını bir haftada tükettim ben gördün mü? Haftada 21, ayda eder 84. Tanesi 50 kuruştan toplamda bize maliyeti…” diye ciddi ciddi hesap kitap yapıyoruz amcayla rüyamda. (Bu arada yumurta gerçekte kaç lira hiiiç bir fikrim yok ama rüyamda 50 kuruştu. Belki de amca halimize acıyıp indirim yaptı, bilemiyorum.) -Şunca aydır sizi  şekerli, koruyuculu, gdolu, mono sodyum glutamatlı, soya lesitinli, glikozlu bir hayatın dışında tutmayı başardığım kalenin duvarları yavaş yavaş çatlamaya başladı. Bu beklenen bir sonun başlangıcı aslında. Başlangıcı ne kadar geciktirirsek o kadar kârdayız. Şimdilik hala kontrol benim elimde, şu ana kadar hazır abur cubur gıda hiç yenmedi, şekerli (ama yine de ev yapımı) kek/kurabiye/sütlaç türevi şeylerse -misafirlik gibi mecburi sebeplerle- toplamda 3 bilemedin 4 sefer yendi. Hala yenik sayılmayız. Fakat bu tecrübeler görsel bir tanışma demek de olduğundan, artık böyle şeyleri evde uluorta bırakabilme özgürlüğümüz de yok oldu. Gördüğünüz anda detone karga sürüsü olarak hep bir ağızdan haykırıyorsunuz “Kaaak,kaak!” diye (Kek demek o.)

  • İLETİŞMEK

-24.ayda ‘Anne’ bile diyemezken ivedi bi şekilde dağarcığa yeni sözcükler eklendi. Bu konuda şimdilik en önde olan Gülce (ve sanırım biyolojik ve sosyokültürel sebeplerle hayatın boyunca da öyle olup, geveze kadınlar kulübünde yerini alacaksın kızım :/ ) Apıkka (ayakkabı), öpücücüç (öpücük), aaatapo (ahtapot), Diiiice (Gülce), Egi (Egemen), aydede, babayyo (babaanne), dıgı dıgı dıgaaaaa(tavuk), nani nani (eşek), of of (su) …. gibileri ilk akla gelenler. Aslında görülen o ki, dağarcığa yeni sözcükler eklememiş, bildiğin yeni dağarcık oluşturmuş! -Konuşma becerisinde ikinci sırada Bertuğ’u; Egi (Tamamen Gülce’den kopyayla), aydede, akabella (ayakkabı!), fuf fuf (su), pilaaa (pilav), milav (kedi), kaboo (kablo) gibi sözcüklerle görüyoruz. Egemen’de ise anne, baba, dede dışında hatırı sayılır sadece iki kelime var: bıkka (ayakkabı), aaaaaba (araba). Onlar da yetiyor zaten. Her sorunun cevabına “araba” deyip kurtuluyor. Gerisini soran düşünsün… üçlü -Çizgi film çılgınlığı hat safhada! Kısıtlanmasa tüm gün gözünüzü ayırmadan izleyebilirsiniz. Reklamlar zaten yasak. Tv seansalarına sabah 1, akşam 1 saat diye bi kısıtlama getirdik. O zaman dilimlerinin anahtar kelimeleri de sabah 8 buçuk, akşam 5 buçuk. Yani suyunu çıkardıkları tekrarlarıyla canımıza ekmek doğrayan, müptelası olduğunuz ‘Canım Kardeşim’in saatleri :/  “5 buçukta açıcaz tamam mı annecim” diyorum, tamam oluyor. Haberiniz var sanki beşten, buçuktan… (Bu vesileyle buradan yapımcı Murat Kürüz’e seslenmek istiyorum: Tülaaaaayyyy, nooolur geri dööön! Ay pardon, Murat abiii, çek yeni bölümleri Allah billah aşkına yahu!… :/ ) -Kendi aranızdaki iletişimse giderek güçlenmekte. Konuşmadan ya da sadece saçma sesler çıkararak birbirinizi bu kadar iyi anlıyor olmanız takdir edilesi. Burada en önemli rol içgüdüsel olarak gelişmiş beden dilinizin… -Kendi aranızdaki iletişime dahil sayılabiliyorsa en çok ortak paydada birleştiğiniz konu ‘Kavgalar’. Otuz saniyeliğine yanınızdan ayrılıp mutfağa filan gitmeye kalksam döndüğümde domino taşları gibi birbiri üstüne yığılmış vaziyette buluyorum sizi. Zaten acil siren sesleriyle koşup geliyorum o otuzuncu saniyede! ‘İki kişi anlaşır, üç kişi olunca ara bozulur’ lafının sadece öğrenci evleri için geçerli olduğunu sanırdım ben. Meğerse hayatın tümünde karşılaşılan bir teoremmiş bu. “Öğrencilikte öğrenilenler gerçek hayatta nerde karşımıza çıkcak ki yeaa!” denir bi de hep. Al işte. -Kavgalar aslında geyiğe alamayacağım ciddi bir sorun evimizde. Bunun için iyi bir okul öncesi eğitimci ya da pedagogdan yardım istemeyi planlıyoruz. Nasıl ve ne kadar müdahele etmeli bilemiyoruz çünkü…

  • EBATSAL DURUM, NİCELİK 

Paçası kısa gelen pantolon sayısı hızla artıyor. Bu da maddi olarak olmasa da manevi anlamda yüz güldürücü 🙂 Birkaç hastalık vukuatı ve bunların aylar süren yankılarıyla mutsuz atlatılan bir kış dönemine rağmen kilo ve boy artışı güzel. (Yaşıtlardan geri olma hala geçerliliğini koruyor). Egemen baştan beri zaten zirveyi kaptırmamıştı. Gülce’nin öndeki rakibini de kıskıvrak geçmesiyle, son altı ayın en ‘nohut oğlan’ ünvanını Bertuğ kazanıyor.

  • GELİŞİMSEL FAALİYETLER

-Kağıt-kalemi amacına daha uygun kullanma yetisi arttı. Neredeyse sınırsız kağıt kalem özgürlüğü getirildi bu yüzden 🙂 -Anne ya da baba çocuklara kitap okurken sakince dinleme süresi uzadı. En azından kitabın ana temasıyla ilgili fikir sahibi olacak kadar okumamıza izin veriliyor. En azından okurken kitapların sayfalarına yırtma saldırıları düzenlenmiyor. Birkaç kez okunduktan sonra sıkılıp imha ediliyor artık. :/ -Nüfusumuzun okur- yazar oranı %100’lere ulaştı diyebiliyoruz öyleyse önceki iki maddeden yola çıkarak 🙂 -En gelişmeli haber bu sanırım aslında: Artık ben üç bebemi alıp “YALNIZ” başıma parka götürebiliyorummm! ^_^ (Bu, bebelerin parkmi yoksa benim mi gelişim durumuma giriyor bilemiyorum tabi?) Not: Bu gelişmede, götürülen parkın sitemizin içindeki park olmasının da avantajı var elbette. Tamam be, tamamen bunun sayesinde :/ Çıkmadan önce kapıda bi güzel “Yanımdan ayrılırsanız eve geri döneriz” tembih yüklemesi yapılıyor. Elele tutuşup asansöre biniyoruz, ellerimiz hala kenet, son merdivenlerden iniyoruz, dış kapı açılıyooor ve ‘çil yavrusu mode on’… Tembih yüklemesi filan kalmıyor, hafıza kartı formatlanıyor oksijeni yiyince. Gülcem zaten oyunun ve parkın bebesi, Egemen de nispeten bahçeye geliş amacımızın dışına çok çıkmıyor. Ama Bertuğ onu ayartmasa! Zira Bertuğ’u salıncaklı kaykaylı bölgede gören olmuyor, o genelde parkın ücra köşelerinde bir yerlerden fırtlamış elektrik kablolarıyla, yerden hasbelkader bulunan çeşitli çöplük edevatını incelemekle, kum-toprak yemekle, kenara bırakılmış ‘başka çocuk bisikletlerini’ kurcalamakla, yan binanın merdivenlerinden çıkıp çıkıp inmekle filan meşgul oluyor. -Evdeki uğraş alanı da sadece ama sadece “Kablolar, tv, bilgisayar, elektrik düğmeleri, prizler, telefon, kumanda, piller, şarj cihazları, elektrik süpürgesi, fırın, çamaşır/bulaşık makinesi….” muhteviyatından oluşan sevgili oğlum Bertuğ’a şuradan söyleyecek iki çift lafım var: Yavrum, evladım. Bu elektronik çılgınlığı ile bize hayatı ZINDAN ettikten sonra, kalkıp ressam, tapu kadastrocu, terzi ya da ziiraat bilmem necisi falan olup gelirsen çok pis külahları değişiriz haberin olsun. Bu performansınla bi “Yüksek Elektronik Teknikolojik Bilimleri Ordinaryüs Profesör Konseyi Ana Bilim Dalı Başkan Mühendisi” filan olmadan karşımıza gelme emi evlatçım!… :/ süpürge -Bütün gün cam kedisi gibi dışardan geçen arabaları hayranlıkla seyredip, günde 1,5 milyon adet “Aaaaba” kelimesi telaffuz eden Egemen ise, oto sanayide yedek parça satışı ötesinde bi beklenti oluşturmadı açıkçası. Beklentileri şimdiden çok yüksek tutmayarak akıllılık ediyor da olabilir, mantıklı. -Höbele höbele yaşayan erkek evlatlara kıyasla ve evdeki  sörvayvır ortamına rağmen gayet bilinçli, zekice davranışlarla gününü kurtaran Gülce için politikayı uygun gördük biz. Hadi hayırlısı…

  • FİZİKSEL AKTİVİTE

-En iyi başardığınız fiziksel aktiviteler KAVGA ETMEK ve TIRMANMAK. En kötü olduğunuz ise ‘oturmak’. (Aktif olmasa da o da fiziksel bi koltukeylem neticede) pencerePencereye tırmanma, penceredeki demirlere rağmen -aradan geçip- kendini aşağı sarkıtarak düşme tehlikesi atlatma, koltukların en tepesine oyuncak sandalyeleri çıkarıp oraya oturma, ya da dikilip balıklama atlama denemeleri, beşiklerden zaten kolayca çıkma/geri girme, kardeşler uyurken onun yatağına girme, kafasına gözüne basıp uyandırma, ağzındaki emziği çalıp kardeşi cırlatma, fırının kapağına basıp ocağın üstüne çıkabilme gibi şeyler var işte alt maddelerde. Daha fazla devam edemiyciiim… Yardımcısızlığımla, çocuklarımla başbaşalığımla ilgili de söyleyecek birkaç sözüm var. Onları başka bir yazıya ayırdım. Oldu o zaman, iyi günler…

Reklamlar

8 thoughts on “2 YAŞ ÇOK GÜZEL, GELSENİZE!

  1. var yaaa… çok pis gıcığım size…
    neden ? ne oldu kiii? diye soracaksınız tabiiki,5 gündür blogunuzu okumaktan işimi yapamıyorum.bende 26 haftalık hamileyim,sevgili kızımı kimyasallardan uzak tutmak için ev yapımı pişik kremi tarifi ararken rastladım bloğunuza ve bağımlısı oldum…
    inşallah Rabbim size ve 3 şirin canavarınıza uzun ve sağlıklı bir ömür nasip etsin.bende hamileliğim başladığımdan beri bebeğime hatıra kalsın diye günlük tutuyordum.sizinkini okuyunca daha bir iştahlandım.ve şükrettim iyiki tek bebek diye!her ne kadar gebe kalmadan önce ikiz istiyorum diye yırtınsam da.ben sizin kadar bu işin üstesinden gelemezdim herhalde.hem 3 çocukla başa çıkmak,hem de onlar için herşeyin en sağlıklısını düşünmek feci halde takdire şayan,özellikle etrafımdaki tek çocuklu annelerin bile çocukları susturmak oyalamak için tv başında saatlerce oyaladıklarını,aman ağlamasınlar diye ellerinden abur cuburu eksik etmediklerini görünce…ve ben uyardığımda ise “seni de görürüz,bakalım başedebilicen miii” diye bedduamsı bir çemkirmeyle karşılaşınca..sizi okuyunca dedim ki,isteyince oluyormuş.
    Allah sizi onların başından eksik etmesin.(ay ne uzun yazdım,kusura bakmayın 😉

    • Allah seni davul etmesin e mi 🙂 çok ama çok çok çok teşekkür ederim. ne kusuru, çok memnun oldum bu yoruma, çok mutlu oldum ^_^ napıyoruz, car car ötüp duran dışseslere kulakları tıkıyoruz, iç sesimizle mutlu mesut yaşayıp gidiyoruz 😉 Allah sağlıcakla kucağınıza almayı nasip etsin yavrunuzu. Çooook öpüldünüz 🙂

      • 4 ay önce sana bu yorumu yazarken,bu kadar takdir edilesi bir anne olduğunu düşünmemiştim,şimdi kızım 34 günlük,ne kadar mübarek bir insan olduğunu anladım.değil temizlik eşim için yemek yapmaya bile fırsatım olmuyor,fırsatım olsa halim olmuyor( o kadar ki canım deli gibi kek istemesine rağmen 4 gündür 3 yumurta tezgahın üzerinde oda sıcaklığına gelmeyi bekliyor 🙂 bazen yorulup kolaya kaçmayı düşünmüyor değilim,dış sesler cazip gelmiyor değil hani,o zamanlarda senin 3 çocuğa rağmen dirayetini ve sabrını aklıma getirip kendimi topluyorum,ve tekrar tekrar seni çok takdir ediyorum.sevgiler

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s