ÇOĞUL BEBE MESELELERİNDEN, EŞZAMANLI UYUYUP UYANMA SORUNSALI/Annelerle Sohbetler

Bir tane çocuğunuz var. Ona güzel bir günlük program hazırladınız. Sabah kalkış, kahvaltı saati, oyun/gezinti, sabah uykusu, öğle yemeği, ara öğünler, oyun/gezinti, öğle uykusu, akşam yemeği, oyun, banyo, gece uykusu… Aşağı yukarı günlük belli bir rutininiz var, yemek ve uyku saat dilimleriniz belirli. Tabi çocuk veya dış etkenler kaynaklı sekteye uğradığı, kaymaların olduğu görülebilir bu programda. Zaten 6 aydan büyük bebekler için uyku saatlerinde 1 saate kadar esneklik payı vardır. Ha 1 saat erken, ha 1 saat geç. Dert değil, uyutur ve hayatınızın geri kalanına dönersiniz.

Gelelim birden fazla bebeğin olduğu evlerde bu işlerin nasıl yürüdüğüne. Ana prensip ‘eşzamanlı‘ olmaktır. Sıkıysa olma (Ben yaklaşık 1 yıl eşzaman filan yapmadım. Üçüz annesi arkadaşlarımdan Sevgili Çiğdem, doğduğundan beri bebeklerine tek başına, yardımsız bakmış ve bu işlerin otomatiğini çoktan oluşturmuştu. Deneyimlerini bizle paylaşıyor, tavsiyelerde bulunuyordu. Ama anlattıkları ilk zamanlar biraz bana uzak, biraz acımasızlık, biraz da “benim bebelerim için uygun değil” diye düşünüp uygulamaya kalkmamıştım. ‘Her çocuğun uyku zamanı/süresi, acıkma vakti kendine özgüdür, müdahale edemem!’ idealistliğiyle kendimi parçaladım durdum. Sonuç: ne yediğinden ne uyuduğundan bir şey anlamayan 3 bebe, perişan bir anne). Sonunda 11.ayda yalnız kalışımın da etkisiyle otomatik olarak bu işler evimizde eşzamanlı bir hal aldı. Böylece gerçekten en doğrusunun bu olduğunu idrak edebildim geç de olsa.

Nasıl oluyor bu eşzamanlılık? Şöyle; aynı anda yedir, içir, yatır, kaldır. Bu kadar. Tabi göründüğü kadar basit değil ne yazık. Zaten birden fazla bebeği -hele ki kendi başına uyuyamıyorsa- aynı anda uyutmak çok büyük başarı. Gerçi bebek dediğin rutini sever, belli bir süre aynı saatlerde belli şeyler yaptığında biyolojik saatleri buna alışıyor kolayca. Uyutma kısmını yaptık diyelim. Bir de uyanma kısmı var. Bebeklerden biri uyandı, diğerlerini de uyandıracaksın. İşte bana acımasızca gelen kısmı buydu. Her insanın uyku ihtiyacı farklıdır. Kimi insan 5 saat uykuyla gün boyu bomba gibi dolaşırken, kimileri de -mesela ben- 8-9 saat uyumuş olsa dahi, yataktan enkaz gibi kalkıp akşam üstüne kadar sürünerek yaşayabilir. Bebekler için de bu söz konusu. Birisi 1 saat öğle uykusuyla capcanlı uyanırken, diğerinin uykusunu alması için 2 buçuk saat gerekiyordur belki? İlki uyandı diye, diğer masumun suçu ne ki? Böyle bakıldığında uyandırmak hala acımasızca geliyor bana, ama 11 aylık tecrübem neticesinde, biri uyanıkken diğerinin uyumaya devam etmesi yüzünden anneni başına ilerleyen saaylerde neler geldiğini çok yakından biliyorum. Mantıklı olan malesef ilk uyanan bebeğe göre diğer bebekleri de uyandırmak. Sonrasında yeme-içme gibi işler var. Onlar uykudan daha kolay olmakla beraber, yine de iştahlı-iştahsız bebekler yüzünden zaman zaman uygulanması zor durumlardan…

Bizim evde bu işler nasıl işliyor,ona gelelim. Annemden dönüp, bakıcısız, yardımcısız ortada kalıverince hemen kendimize bir düzen kurmamız icap etti. ‘Yeni bir düzen’ demiyorum, düzen diyorum. Çünkü bizim öncesinde herhangi bir düzenimiz yoktu. Birimiz ağlayan bebeyi “Ayy bunun uykusu gelmiş ben şunu bi salliyim” deyip kapıp götürür, diğerimiz, başka bir mızmızlananı, “Hımmm sanırım bu acıktı” deyip beslemeye kalkışırdık. Deneme yanılma yöntemiyle akşama kadar bebekler sallanıııır, yeer, içeeer, sallaanııır, olmadı oynatılır, gezdirilir, sallanıııır… O anda akla gelen ne varsa uygulanıp gün geçirilmeye çalışılırdı. Eminim bebeklerine annesi/kayınvalidesi/ablası/teyzesi gibi aile bireyleri ile bakanların evlerinde düzen(sizlik) aşağı yukarı böyle işliyordur.

İkiz/üçüzlerine yalnız bakan arkadaşlar hep derdi, “İş başa düşünce oluyor” diye. Ben tahayyül edemediğimden, iş başa düşmesin diye dua etmeyle yetinirdim yalnızca. Ama malesef düştü. Ve gerçekten de söylenildiği gibi, böyle bir olağanüstü hal vuku bulduğunda, çoğul bebe anasının analitik düşünce kapasitesi genişliyor, çoklu görev birimleri (multitasking) ve yedek bataryalar devreye giriyor. Yaşadım gördüm.

Eskiden olduğu gibi, ‘uykusu geleni uyut, acıkanı doyur’ dönemi kendiliğinden sona erdi. Nasıl devam etsin ki? Tüm bunları yapacak bir kişi var. Yetişmek imkansız. Zaten yetişmek bir yana, çarkın işleyişine de ters. Çocuklardan birini yatırıyorsun ama diğer ikisi ortalıkta fink atıyor. Böyle uyunur mu, yarım saat içinde uyanıyor uykusunu alamadan. E yine de biraz şekerleme yapmanın enerjisiyle o ortalıkta koşturmaya başlayınca da diğerlerinin uykusu geliyor. Bu böööyle sürüp gidiyor. Hiçbiri sağlıklı uyuyamadığı için de sürekli mızmız ve mutsuz geçiriyor günü. Annenin mutsuzluğuna değinmeyelim bile…

Yedirme içirme de aynı şekilde. Sürekli yap, yedir, kaldır, temizle, ısıt, yedir, (tabi birine yedirirken diğerlerine mukayet ol) gibi bir durum da hiç pratik değil.

Ama uykuyu eşzamanlı hale getirmek bazen gerçekten çok zor olabiliyor. Örneğin sabah aynı saatte uyanmıyorlar. Gülce ve Egemen genelde erken kalkarken Bertuğ mışıl mışıl derin bir uykuda oluyor o sırada(Tabi hergün aynı isimler değil, değişebiliyor). Ama tabi hareketlenen evin gürültüsüyle mecburen bi süre sonra uyanıyor. Uyanmazsa da ben uyandırmak zorundayım. Eğer uyanma saatleri arasında uçurum olursa, gün içindeki diğer uykular (ve beslenmeler) da kayıyor, toparlamak imkansız bir hale geliyor. İşte ikiz/üçüz/ve daha fazlası olmanın dezavantajlarından biri. Şöyle gönlünce “Ulen bugün de öğlene kadar vurup kafayı yatayım!..” deme lüksü yok. İlk uyanan kardeş, grubun uyanış saatini belirliyor. Oh ne ala! Çok adaletsiz bi olay bu! Uykusuz paşamın gönlü olsun diye herkese “Koğuş kalk!” yapıyoruz! Hala hiç hoşuma gitmiyor bu durum ama neyleyim, bizim gibilerin evinde işler böyle yürüyor(yürüyebiliyor) 😦

Sabah uyanışı aslında çok dert değil. Sonuçta geceden beri uyuyan ve kardeşlerini özleyen bebekler neşe içinde kalkıp evin içinde ciritler atmaya, birbirleriyle ve oyuncaklarıyla hasret gidermeye başlıyor. Kahvaltıydı, oyundu derken ilk gündüz uykusu saati gelip çattığı zaman başlıyor asıl aksiyon. Hepsinin aynı anda uykusu gelmeyebiliyor, doğal olarak. Çocuğun biri başını uykusuzluktan yerden yere vururken, diğer non-stop gülüp eğleniyor. Hemen yatırsam biri uyuyamayacak ve arada zaman farkı oluşacak. Mecburen hepsinin uykusu gelsin diye beklemek zorunda ilk uykusu gelen. Oh ne ala! Çok adaletsiz bi olay bu! Uykusuz paşamın gönlü olsun diye herkesi bekletiyoruz. E ama napalım, düzen, işleyiş…

Hepsini uyku kıvamına sokana kadar oyalamak büyük sabır işi. Sürekli salya sümük üstüne tırmanan bir bebek. Diğer ikisini beklemek zorunda. Anne hepsinin nabzına şerbet vermek zorunda…

Hepsinin uykusu geldiğini anladığımda oğlanları hemen götürüyoru yataklarına. Malum önceki yazıda anlatmıştım, artık oğlanlar sallanma olayını bırakma aşamasındalar. O çok uykusu gelip de dakikalardır “uyuyayım” diye yalvaran çocuk daha fazla dayanamayıp sızıp kalabiliyor öylece. Ya da bazen uyku eşiği aşıldığı için ters tepki yapıyor ve inatla dakikalarca ağlayabiliyor. Yattıktan sonra da türlü istekleri de olabiliyor, su, biberon, emzik, mızmızlık… Böylece odadan odaya koşturup dururken uykuya dalma süreleri de uzuyor. Bu ikisinin gerçekten daldığından emin olamadan kızı sallamaya da giremiyorum işin kötüsü. Arada birisi ağlar da koşmam gerekirse diye. Kızcağızı, uykusuzluktan süzülmüş vaziyette oyun alanında sessizce zaptedicem diye akla karayı seçiyorum. Ta ki oğlanların ağlama ve mırıltıları kesilene kadar. Sonra gidip Gülce hanımı da sallamaya koyuluyoruz. O da hemen uyursa ne ala, hemen gidip işime bakmam lazım. Ama uyumazsa, işte o tam bir sinir harbi. Bazı anlar oluyor ki (mesela dün) o kadar çok sallıyorum ki Gülce’yi uyutabilmek için, o uyuyana kadar diğerlerinin uyanma saati geliyor. Gel de çık işin içinden. Uyandırsan bir türlü, uyandırmasan bir türlü… Bazen de yatırdığım oğlanlar uykuya uzun süre direnip kızın da uyku saaatini geciktiriyor hatta kaçmasına sebep olabiliyorlar. Üfff böyle bir sürü durum var işte…

Ya da hepsinin eşzamanlı uyuduğu o güzel zamanlardan birinde, bazen bir çocuk umulmadık bir zamanda uyanıveriyor! Bakıyorsun ki uykusunu almış, cin gibi! E ama normal rutinimize göre bu uyanış erken, diğerlerini uyandırmak sorun olabilir? Uyandırmamak da sorun olacak ama, aralarında zaman farkı açıldığı için. Uyandırmasam da, bu defa o uyananın gürültüsüyle ister istemez uyanacaklar… Böyle durumlarda genelde yarım saatlik bir esneme payı bırakıyorum. Yani biri uyanır uyanmaz diğerlerini de uyandırmak yerine, yarım saat (hadi bilemedin 40 dakika) daha uyumalarına müsaade ediyorum. Kıyamıyorum o mışıl mışıl uykuya. E bir de zamansız uyanan bebeğin kaprisini çekme riskini göze alamıyorum. İşi gücü bırakıp, uyanan bebeyle oyunlar oynayıp, diğerleri birazcık daha uyuyabilsinler diye onu etkisiz hale getirmeye çalışıyorum. Bir süre sonra ikinci bir bebek de uyanırsa artık o zaman üçüncü bebenin uyandırılma vakti gelmiş demektir. Zaten iki bebeyi, diğerini uyandırmamaları için zaptedebilmem de pek mümkün değil. Genelde gürültüden uyanıyor o da zaten…

Çoğul bebeli anaların yorgunluğu, işi-gücü, derdi kendine yetmezmiş gibi, bir de gün boyu aman o bunu uyandırmasın, aman bu onun sesini duymasın, aman yatsınlar, aman kalksınlar stresinden saçlarına aklar yağdırıyor böyle. Vallahi gencecik yaşımda, sırf bu uyku meseleleri yüzünden, ellisine merdiven dayamış gibi hissediyorum bazen kendimi. Alıp başımı gidesim var, “ben gideyim, kalın babanızla da anlayın halimi” diye söyleniyorum her ana gibi mütemadiyen, ama akşam olunca babalarına uyutması için bile emanet etmeye gönlüm razı olmayaak yine sıvıyorum kollarımı işte. Söylene söylene… 🙂

Reklamlar

4 thoughts on “ÇOĞUL BEBE MESELELERİNDEN, EŞZAMANLI UYUYUP UYANMA SORUNSALI/Annelerle Sohbetler

  1. semacım bu üçüzlerde en gıcık olay zaten uyku olayı … evde yeni biri oldumu uyumazlar,, biri dediğin gibi hemen dalar, ikisi ayaktadır, uyuyanı uyandırır al başına püsküllüyü… onlar uyusunda bende yemek yiyeyim,yada işimi yapayım diye hayal kurarken hissederler mi ne inatla uyumazlar …

    • Şeytan dürtmesi diyorum ben buna yasemincim. Anne ne zaman, azıcık kestireyim, dur biraz atıştırayım, aman şu işimi de görüvereyim dedim mi şeytan dürtüyo bebeleri kalk kalk diye.. 🙂 Seninkiler biraz olsun düzene girmiştir artık büyüdüler?

  2. Ben utandım uyku konusunda şikayet etmemden 😦 akşam uykusu memede kucakta da.. kolum ağrıyor yok belim ağrıyor diye bıdı bıdı yapıyorum bazen…
    tüh bana … utandım..

    • Aaaaah ahh bu sadece minik bir kesit Hasreeetiiiiiiimmmm deliiiiksiiiiizzz uykularaaaa hasretiiiimmmm, hasretiiimmmm öğlenlere kadar yatmalaraaaa hasretiiiiimmmmm!… diye arabesk yapasım var :/

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s