‘HEPİMİZ BİRİMİZ’e bastııııık! (Yazar burada başlık bulma sıkıntısından kelime oyununa başvuruyor)

İşte sonunda o hiç gelmez sandığım zaman geldi. 1 yaşınızı doldurdunuz! Kooooooskoca 1 yıl! Aman Allahım, geri dönüp bakınca 10 yıl gibi sanki… “Çocuk büyüdükçe zorluğu artıyor“culara inat, kesinlikle bir bebeğin hayatında en zor dönemin ilk 1 yıl olduğunu düşünüyorum. Kimse beni bu fikrimden döndüremez. Bende bebelerime dair böylesine kabus dolu bir ‘ilk bir yıl’ varken

O zorluklara, çekilen çilelere, acı-tatlı neler yaşadık klasiklerine hiç girmiycem. Zaten önceki yazılarda, gördüğümüz geçirdiğimiz herşey tüm ayrıntılarıyla mevcut. Ne tekrara girip sizi sıkarım, ne kendime bu mutlu zamanımda bir melankoli yaratırım. Bitti geçti işte. Bütün gaz sancıları, bilinçsizce gün boyu uyuyup uyanmalar, küvöz maceraları, hayati tehlikeler, bakımı zor bebeklik dönemi hepsi geride kaldı. Ben o günlerde can çekişirken, “Geçip gittiğinde hiç yaşamamış gibi olacaksın, unutacaksın, hayal meyal bir anı olarak kalacak bu günlerin…” demişlerdi bana sıklıkla. Ben de hayretler içinde “Böylesine bir dönem nasıl olur da hafızalara kazınmaz da unutulur gider ki?” diye itiraz eder dururdum. Doğruymuş meğer. İnsana verilen şu ‘unutmak nimeti’ ne güzel şeymiş! Unutuluyormuş gerçekten. Çok değil, aylar sonra gülümseyerek bile anılabiliyormuş o zor zamanlar.

Tabi o günlerin geçmiş olması şuanda güllük gülisanlık bir hayat sürdüğümüz anlamına gelmiyor elbetteki yavularım. Bugün de bu yaşa özgü türlü zorluklarla bizi sınamaya devam ediyorsunuz hiç ara vermeden. Belli aralıklarla biriniz başrolü üstlenip, o dönem kök söktürme nöbetini devralıyorsunuz sırayla (Yazar tam da bugün bu duruma kendince iyimser bir bakış açısıyla yaklaşarak şöyle dedi kendi kendine: “E ama iyi ki sırayla. Ya hepsi birden yapsaydı? Hııı?”)

Neymiş bu yaşa özgü zorluklar hemen hızlıca bi göz atıyoruuuz: Dolap-çekmece karıştırmaca, bunu yaparken muhakkak parmak sıkıştırmaca (hala bir önceki sıkıştırmadan ders alamama), içinde ne var ne yok yere sermece, çamaşır-bulaşık makinesi kapağı asılmaca, düğmelerine basmaca, kumanda ısırmaca, ayağa kalkma çabaları sonucu kafa-göz çarpıp alın morartmaca, kavgalar (ittirmece-kaktırmaca, diğerinin elindekine göz dikip ağlatmaca, her şeyden illaki üç tane olacak sendromu -bu da kesin çözüm olmuyor bazen, Gülce Hanım herkesin elindekini bir bir toplayıp aynı 3 objeyle oynama alışkanlığı geliştirdi bu aralar-, geceleri hala 2-3 saatte bir uyanmaca, daimi dert UYKU

Bu liste ne kadar uzarsa uzasın, ilk bebeklik dönemi zorluklarıyla kıyas bile olunamayacağını sanırım söylememe gerek yok. Tabi hep kötü şeyler olmuyor. Hatta 1 yaş hızla gelirken güzel şeyler de kendini aynı hızla gösterdi:

Biz biz biz idik, üç tane cingöz idik, ezildik büzüldük, bir duvara dizildik…

Artık gündüz mamasını kestik örneğin. Sadece öğünler halinde beslenmeye başladık. Kahvaltı, öğle yemeği, akşam ve ara öğünler. Mama sandalyelerine dizilip. Bu bizim için çook büyük bir gelişme oldu. Her iki (hatta bir buçuk) saatte bir mama yapmak, yedirmek, biberon yıkamak, sıcak su termoslarını daima dolu mu diye kontrol etmek ve oldukça önemlisi, bu kadar mama tüketimine maddi bütçe ayırabilmek. 7-8.aylarda günde 1 buçuk kutu mama tüketmeye başlamıştık çünkü. Ayda 40 kutuya yakın bir rakam.

Doğduğunuzdan beri uykuyu çok sevdiğiniz ama bunu kendi başınıza beceremediğiniz (ve güç bela yatırılmış olduğunuz uykunuzda derin derin kalamadığınız) için zaten zor olan uyutma seansları aralarındaki huysuz, mızmız ve oyalanamaz halleriniz bitti. Çevreye duyarlılığınız, etkileşiminiz arttı. Böyelikle oyuncaklar, evdeki bilimum alet edevat (hatta fazlalıkla ikinci şık) sizi oyalayıp zaman kazandırmaya yetiyor. Yani uyanıkken çekilir durumdasınız artık. Hatta eğlenceli. Artık diğer insanlara karşı da tepkisiz olmadığınız için gelen misafir, eş-dost gibi insanlar da çok zaman hayat kurtarıcı oluyor.

Bu ayın en önemli gelişmesi ise uykuyla ilgili. Uyku meselesinde en azından arpa boyu da olsa yol katettik. Tamam tamam arpadan biraz daha fazla. Ama şu günlerde hala tam rayına oturmadığı için gerçek anlamda yol katettiğimize ikna olmuyorum. Bertuğ ve Egemen için sallanarak uyuma defterini kapattık (yani umarım gerçekten kapatmışızdır, umarım tekrar o defterin sayfalarını karıştırmaya kalkmazsınız, umarım geçen seferki uyku eğitimleri gibi geri dönüşler olmaz). Tam manasıyla bir uyku eğitimi verdiğimiz söylenemez. Çünkü bir kural ya da bir biçim uygulamıyorum. Üçünüzü de ayrı odalardaki yataklara yatırıyorum. Sizi yataklarınıza bırakıp, iyi uykular dileyip odadan çıkıyorum. Kilit nokta uykunun gerçekten gelmiş olması ve doğru zamanı yakalamak. Malesef ben odadan çıkınca hop yanınıza dönüp mışıl mışıl uyumaya geçmiyorsunuz. Birkaç posta odadan odaya koşturuyorum ağlayanları teskin edip uyku moduna geçirebilmek için. Nadir de olsa -demek ki çok doğru zamanları yakaladığımdan- birinizi yatırıp çıktığımda hiç mukamevet göstermeden, öylece yanınıza dönüp uyuduğunuz olaylar da vakidir, hakkınızı yemeyeyim. Ama nadir. Yorgunluktan ve uykusuzluktan bayılmak üzere olduğunuz zamanlar gibi mesela.

Bu uygulamaya başladıktan sonraki ilk 10 gün gayet güzel gitti herşey. 10.günden sonra Egemen yatağa bırakıldığında ağlama krizlerine girmeye, ben onu yataktan alana kadar katıla katıla kıpkırmızı kesilmeye başladı. 2-3 gün böyle sürdü. Kahrımdan ölebilirdim! Bebek uyutma konusundaki derdim canıma tak etmiş bunca aydır, bunun için defalarca kez isyan edip hüngür hüngür ağlamışım, sonra birgün “Herşey tam düzelmeye başladı, evet evet oldu bu iş!” derken, işte yine hepsi tepetaklak… Böyle kederlenip durduğum gün Özlem teyzeniz gelmişti. Canım sıkkın, yüzüm düşmüş. Anlattım, içimi döktüm. O da bana eğitim bilimlerindeki bir kavramdan bahsetti, “Sönmek üzere olan bir davranışın son parlaması…” gibi bişey. “Belki sizin durum böyle birşey olabilir, moralini bozma, kararlı ol” dedi. Bir anda umut ışıkları yeniden parladı. Ağlamalara direndim, pesetmedim. Sakinleştirmek için elimden geleni yaptım ama artık sallanarak uyunmayacağı mesajını verdim. Sanırım işe yaradı. Birkaç gün sonra krizler kesildi. Şimdi çok sorunsuz bir şekilde uyuduğu söylenemez ama kriz değil mızmızlanma şeklinde oluyor ağlamalar. Uygun zamanda yatırılmışsa beni çok uğraştırmadan uyuyor. Ama uğraştırıyor, onu halledebilmiş değiliz henüz. Tam Egemen’in krizleri bitti, düzene giriyoruz derken, bu kez de Bertuğ bozuldu! Aynı krizleri o da yaşamaya başladı. İşin kötüsü Bertuğ ağlama konusunda inatlaşılacak biri değil, susturmak zorundasın başka yolu yok! Neyseki geç olmadan onun da yöntemini buldum; onu bırakıp odayı hemen terketmemi istemiyor, uyku haline girene kadar başında beklememi istiyormuş mızmız,sarı oğlanım. Bu büyük kriz durumlarını atlattık ama küçük çaplı krizler hala her uyku seansında yaşanıyor ve ben her uyku saatinde acaba bu sefer zorlayacaklar mı stresi yüzünden, sallanmadan uyuyan çocuklarımın keyfini çıkaramıyorum! (Mesela bugün beni tımarhanelik etmeyi başardınız, Egemen ve Bertuğ bugün sadece tek uyku uyudu, ikinciyi kabul etmeyip, yatağa bırakıldığı zaman deliler gibi ağlayıp, kudurup, geceki uyku saatine kadar bilfiil ağlamayı tercih etti! 3 saatin sonunda öyle canıma tak etti ki bu ağlamalar, kendimi tutamayıp bi çığlık da ben patlattım. Sonuç: Korkup daha beter ağlamaya başladınız, hep birlikte babanız gelene kadar ağladık.)

Gülce’de ise sallanma konusunda gram gelişme yok. Kendi başına uyumayla ilgili hiç umut ışığı görünmüyor, zaten denenen metodlar da yararsız oldu. Mutlaka Gülce’yi sallanma alışkanlığından vazgeçirecek, onu rahatlatıp uyumasını kolaylaştıracak bir yöntem vardır ama oğlanların durumunu tam anlamıyla çözmeden yeni bir sorunun daha içine girecek enerjim yok. Çünkü denenen her yöntem biraz ağlamak demek, car car ağlayan bir kız çocuğu, yeni yeni düzene oturan diğer iki bebenin düzenini sekteye uğratmak demek. Bu yüzden Gülce’yi askıya alıp sallamaya devam ediyorum. Bir tane bebek sallamaya dünden razıyım zaten!

Motor gelişimlerden de bahsedelim biraz. Bir kere sürekli bir yerlerden tutunup ayakta kalmak isteğiniz var. Böylelikle tek tük adımlar da atmaya başladınız. Bu konuda en aktif olan Bertuğ. Bugün yardımsız 3-4 adım attığına şahit oldum. Egemen de hiç fena değil. Gülce’nin -aldığı en minik darbede bile ağlamaktan gözleri şişen Gülce’nin- düşüp incinmelere karşı hiç cesareti yok. Bol tedbirli bir hayat sürdürüyor bu yüzden, halinden memnun.

Kendi becerisiyle yeme konusunda da en becerikliniz Gülce ama. Önündeki minik lokmaları büyük bir ustalıkla, minik parmaklarıyla kavrayıp ağzına atıyor, yada eline aldığı birşeyi boğulma tehlikesi geçirmeden ısıra kemire yiyor. Oğlanlar bu konuda -erkeksi içgüdülerinin verdiği ilkellik olarak tanımlıyorum ben bunu- önüne konan lokmaları vahşice avuçlayıp yemeği tercih ediyor, ya da elindeki yiyeceğin tamamını ağzına tıkmak suretiyle her defasında ölümlerden dönüyor.

Kasım’ın son haftasında olmamıza rağmen, bu sene henüz yeni yeni soğuyan havalar konusundaki şansınızla bol bol gezip eve tıkılmaktan kurtulabiliyoruz. Zaten bu yoğuuuunnn yaşantımızdaki tek nefes alma duraklarım bu gezmeler…

Saat 12.30. Bu saatte hala uyanık olduğum için yarın sabah beni pişman edeceğinizi bildiğimden satırlarıma burada son verip, gözlerinizden, yanaklarınızdan, gıdıklarınızdan hasretle öper(uyuyorsunuz ya hasret oradan geliyor yani), geçmiş doğum gününüzü en içten dileklerimle kutlar, hayırlara vesile olmasını yüce Mevla’dan niyaz ederim… 😉

Sizi seven, sırf bu sebepten her kahrınıza gönüllü, çilekeş ananız…  (yazar burada arabesklikten ölüyor)

Edit: Yahu yeni yaş yazısında doğumgününüzden bahsetmemişim bile. Doğumgününüz(19 kasım 2012) pazartesiye geldiği için pazar günü kutlamaya karar verdik. Herkesin evde ve müsait olduğu gün diye. Anneanneniz geldi birkaç gün önceden (ve malesef birkaç günlüğüne). Doğumgünü toplantınızınız önceden belirlediğimiz tarihi bir mekanda yapılmasını çok istedik ama kentteki bazı siyasi olaylar (2012, açlık grevi diye arama yaparsanız bulabilirsiniz) yüzünden, tam da o haftasonu bahsettiğim bölgelerde gösteri yürüyüşleri ve eylemlerin yapılması bütün planlarımızı suya düşürdü. Hatta ve hatta kent genelinde uygulanana kepenk kapatma eylemi yüzünden doğumgünü pastası alacak bir yer bile bulamadık! İmdada babaanenniz ve amcalarınız(Hasan, Salih)yetişerek, gece yarılarına kadar uyumayıp enfes bir pasta inşa edip güne damgalarını vurdular. Herşeye rağmen, aile arasındaki sade kutlama yemeğimiz şahaneydi…

Edit 2: Şehir ve mekan isimleri, sayfanın politik içerikli internet aramalarında listeye düşmemesi için gizlenmiştir.

Reklamlar

24 thoughts on “‘HEPİMİZ BİRİMİZ’e bastııııık! (Yazar burada başlık bulma sıkıntısından kelime oyununa başvuruyor)

  1. nice nice mutlu yaşları olsun inşallah, uykuları,yemeleri, herbişeyleri düzene girsin de size azıcık nefes alacak vakit tanısınlar tez zamanda:)))
    Pasta alacak yer bulamamış olsanızda valla pastalar super olmuş:))) ayrıca tütüye bende bittim;))

    • Çok teşekkürler Buyacım güzel dilekler için. Evet pasta bulamayışımıza ben sevindim bile hatta, hazır pasta sevmeyen biri olarak 🙂 ev yapımı pastamız süperdi söylemesi ayıptır 😛

  2. maşaallah ya.allah nice güzel yaşlar nasib etsin.dolu dolu gelmişsin bu arada 🙂 yazıların gecikmemesi dileğiyle :))

    • Çok teşekkürler 🙂 Evet biriktirip gelince baya dolu oluyo :))) ah aah ben de hiç ara vermek istemiyorum ama bilgisayarın kapağını bile kaldırmaya fırsat bulamıyorum kiii 😦 buldkça yazıcam ama…

  3. oyyyy oyyyyy oyyyyy ben onların keltoş kafalarından öperim ayrıca üçtane akrep bebesine sahip olduğunun farkındasındır umarım ayrıca büyüdükçe dertleri de büyüyecek lafı senin için geçerli değil canım 🙂 sen bu yılı iyi kötü kotardıysan artık karada ölüm yok sana 🙂

  4. cok guzel yazmissin yine sema. bana da umut verdin bir kez daha, sagolasin. nice guzel yaslarini kutlayin insallah

  5. Geri bildirim: ÇOĞUL BEBE MESELELERİNDEN, EŞZAMANLI UYUYUP UYANMA SORUNSALI/Annelerle Sohbetler « 3 bebe 1 arada

  6. Geri bildirim: YENİDEN DEĞİŞEN HAYAT (Edit: DURMADAN DEĞİŞEN HAYAT) « 3 bebe 1 arada

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s