BAKICIYLA BURUN BURUNA YAŞAMLAR / Annelerle Sohbetler

Bakıcılı bir hayat her çalışan kadının en büyük sıkıntıdır. Çocuğunu yabancı bir kadına emanet edip evden çıkmak, o kadına güvenmek zorunda olmak, başta o güvenilir kişiyi temin etmek. Sonra çocuğunu başka bir kadınla paylaşmak duygusu da var o da işin ayrı bir boyutu…

Bir de çalışmadığı halde, çocuklarına bakabilmek için evde bir bakıcıyla yaşamak zorunda olan kesim var. Bunlar genellikle evde çalışan anneler ya da çoğul bebeliler.

İlk söylediğim durumu herkes ya kendinden, ya da eşinden dostundan tanır, zorluklarını bilir. İkinci gruptakilerin sayısı pek fazla olmadığından o evde yaşananlardan herkes haberdar değildir.

Biz o ikinci gruptayız. İlk kez anne olmanın tecrübesizliğinin üstüne, kucağına düşen 3 azman bebe yüzünden,  anneanne faktörüne rağmen Amerikan desteğinden biz de aldık nasibimizi. Bir evde, 3 bebe ve 3 kadın.

Bir bakıcı adayı için bu hiç iyi bir çalışma ortamı değildir aslında. “Bebeklerden dolayı mı, kadınlardan dolayı mı?” derseniz, cevap:C. Her ikisi de.

Zaten “3 bebek” diye konuya girdiğiniz an kaybettiniz demektir. Bu cümleden sonra görüşme menfi cevapla noktalanır. Oldu ki 3 bebeği kabul edip kalburun üstünde kalanlar oldu. O zaman ikinci sınav sorusu gelir kişiye: “Yalnız bakmayacaksın zaten 3 bebeğe, ben ve annem de evdeyiz…” Bunu duymaktansa, 3 bebeğe tek bakmayı göze almıştır aslında abla, seninki de teselli mi şimdi… Bakıcı adaylarının çoğu evde kendisinden başka bir ebeveynle çalışma fikrinden hoşlanmıyor nedense (nedense mi?!) İstediği gibi at koşturmak varken, sürekli onu izleyen bir, hatta birkaç çift göz niye ortalarda dolanıp, işine karışsın ki? Bu haberle keyfi kaçan abla, daha fazla dayanamayıp, az önce yapmadığını yapıp, görüşmeyi burada sonlandırır. Bizim durumda biraz ‘yukarı tükürsem bıyık, aşağı tükürsem sakal’, biraz da ‘iki ucu .oklu değnek’ durumu mevcut aslında. Evde iki kadın daha varken çocuk bakmak sıkıcı. Ama kadınlar olmasa 3 bebeğe de bakamaz?! Mecburen bu şartları kabul edebilecek birileri de bulunabiliyor şansınız yaver giderse. Bizim gitti. Hatta bizimki “Evde benimle birlikte siz de varsınız diye kabul ettim, yoksa etmezdim” bile dedi.

İlk bakıcımızla birlikte iyi kötü 3 ayımız geçti. Yedik içtik, güldük ağladık. İlk 3 ay her bebeğin en zorlu dönemidir. Bizimkine zorlu demek, ‘zor’a hakaret olacağı için birşey dememeyi tercih ediyorum. Böyle bir dönemde bakıcı yardımı olmasaydı, şuan hala hayatta olabilir miydik, bilmiyorum. Çile dolu bir süreci birlikte atlattık. Atlattık atlatmasına ama, bu deneyim, hayatımın geri kalanında ‘bakıcı’ kelimesinden nefret etmeme de sebep oldu…

‘Evde sürekli misafir var’ duygusu beni canımdan bezdiren en büyük sebep! Tamam misafiri severim, başımın üstünde de yeri var. Ama hergün değil. Hergün hep aynı kişi değil. 3 bebenin derdi üstüne, hergün hep aynı kişi hiç değil. 3 bebenin derdi üstüne, hergün hep aynı zırt pırt suran asan kişi hiç hiç değil!

Evde teorik olarak bir misafir varsa, iyi de ağırlanması gerek. Kahvaltısını, yemeğini, 5 çayını-kahvesini hep kafanda düşünüp planlamak zorundasın. “Bugün ne pişirsem”in koca versiyonunu öpün başınıza koyun hanımlar. Koca kısmı ne olsa yer. Hiç bir şey yapmaya fırsatınız olmadı bi menemen, o da olmadı çayla, kahvaltılıkla bile geçiştirilebilir bir akşam. Hiç olmadı “Bugün yemek yapmak istemiyorum/fırsat bulamadım, dışarıdan bişeyler söyleyelim” der geçersiniz. Kendi başınıza olsanız öyle mükellef kahvaltılar da hazırlamazsınız; peyniri, zeytini, balı, reçeliyle tam tekmil bir masa kurmazsınız da istediğiniz herhangi bir saatte, bir kase mısır gevreğiyle, ya da bir tabak yeşillik-domatesle bile geçiştirebilirsiniz kahvaltı öğününü. Ama bakıcıyla öyle olmuyor o işler. Mecburen önüne bişeyler koyacaksın onun da. “Hadi sen git ye bişeyler” demek olmuyor. Mahcup olmayalım deyip sıvıyorsun kolları, iki elin kanda olsa bile. Zaten gün ve gece boyu ağlayan, uyumayan bebeler yüzünden, afedersiniz ama tuvalete bile gitmeye zor zaman bulurken, kusmuk kokan üstbaşla belki 3-5 gün geçirirken, ne yapıp edip bir de mutfağa girip birşeyler ortaya çıkarmak zorundasınız. Bizim bu süre içindeki en büyük sıkıntılarımızdan biri bu oldu. Annemin lafıdır: “Kendi kendimize olsak, bulgur bulamaç, ne bulursak onu yeriz. Ama el içine öyle çıkılmaz“. Durumun kısa özeti bu.

Bir de gönlünü hoş etmek zorundasın ‘misafir’inin. Moralin, sinirin bozuk olur, canın sıkkın olur, yorgun ve ölesiye uykusuz olursun. Burnundan solursun. Çatacak adam ararsın. Ama ne olursa olsun hep kontrollü olmak zorundasın. Hatta her durumda gülümsemek ve boşluklarda onunla sohbet etme görevin bile var!(Bunlar yazılı kurallar değil, tamam. Ama iş pratiğe dökülünce böyle davranmak durumunda kalıyorsun. Çünkü başta da dediğim gibi, o teorik olarak bir misafir.)

Evdeki her durumu onun gözünün önüne yaşarsın.  Yeri gelir annenle, eşinle onun önünde tartışırsın. Sinirlendiğin birine onun yanında söylenirsin, sonra yine onun gözü önünde o kişiye gülümsersin. Evdeki herşeyin şahididir ‘el kızı’. “Kol kırılır yen içinde kalır” durumu bu evde geçerli olamaz çünkü o yen içinde hep bir 3.şahıs mevcuttur.

Benim gibi ‘iş buyuramama‘ hastalığı olanlara da müjde. Bu iş tam bizlik! Küçücük birşeyi yapmasını istemek için bile cümleyi dolandıra dolandıra içinde kaybolmak mı dersin, “aman ona söyleyene kadar ben yapayım en iyisi” mi… Ezik, silik, çekingen bir karakter hiç değilim. Hatta cazgır olduğum bile söylenir. Ama o cazgırlık birinden, hele ki o kişi benim çalışanımsa, bir şey isterken hiç işe yaramıyor! Emir vermek gibi olacak diye incele incele kopuyorum. Hele bir de onda gördüğüm ve hoşlanmadığım bir durum varsa, uyarana kadar vay halime! Bu durum otoriteyi yıkmaktada birebir, tavsiye ederim!

Velhasıl bir yabancıyla yaşamaya başlamadan önce tüm bu gergin durumları göze almak gerek. Aksi takdirde ya hepsine razı gelip sineye çeker, gayretine sığınırsın, ya da ‘bakıcısız bir hayat nasıl mümkündür’e soyunursun. Ben bugünlerde ikinci seçenek için kolları sıvadım. Yaklaşık 1 ay sonra 3 bebem ve ben ne halimiz varsa görücez. Ben vakit buldukça siz de göreceksiniz zaten…

Reklamlar

9 thoughts on “BAKICIYLA BURUN BURUNA YAŞAMLAR / Annelerle Sohbetler

  1. Ben de iki sene kadar bakıcıyla aynı evde yaşadım çalıştığım için akşamdan akşama görüşüyorduk ama zor yanları yine de vardı, tabi senin durumunla kıyaslanamaz, ama seni iyi anladığımı düşünüyorum. Allah kolaylık versin.

  2. benimkiler de üçüz gibiydi oğlum 21 aylıkken ikiz kızlarım doğdu. İlk 18 ay sadece gündüzlü 9-5:45 gelen türk bir bayanla idare ettim sonra türkmen bayanlara başladık. 2 senemiz de onlarla geçti ama ben de 4 aydır yatılısız hayata geçtim. Haftada bir temizliğe gelen var tabii. Ama benim kızlar 3,5 oldu ve 4 aydır tama zamanlı kreşteler. Oğlum da 5 yaşında ve ilkokul 1e başladı. Darısı başına. Kadınsızlık zor ama çok güzel tarafları var. kendime 2000 tl maaş bağladım diyorum. Yemesi içmesi hediyesi o kadara geliyordu. Seninkiler çok küçük 2ye kadar kadını idare et derim:)

    • okul zamanları o kadaaar uzak geliyo ki şimdi bana. Seninkiler başlamı ne güzel, hayırlı uğurlu olur inşallah. Bakıcı olayına hala net bi karar veremedik. Kararsızlıktan ölebilirim!

  3. Geri bildirim: ŞU “YARDIMCI” MESELESİ… « 3 bebe 1 arada

  4. Merhaba gerçekten sizi çok iiyi anlıyorum bir bebek annesi ve yedi aylık hamile bir anne olarak…
    bende bakıcı aradım çok bir tanesiyle sizin yaşadıklarınıza benzer sorunlar yaşadım.bence en mantıklısı sizin için yatılı bakıcı.ben öyle yaptım ve şuan çok rahatım onun ne yiyeceğini değil benim için ne yemek yapacağını düşünüyorum sadece:))
    kolay gelsin

    • Öncelikle Allah bağışlasın ve tamamına erdirsin, sağlıkla kucağına al bebeğini inşallah.. Yatılı bakıcıyı biz, bebekler 3-4 aylıkken fellik fellik aradık, neredeyse tek tek kapıları çalıp sorma durumuna bile geldik. Ama yok yok.. Burda o tarz şirketler de yok, istanbuldaki şiketlerden de buraya gelmek istemiyor kimse doğu ve terör bölgesi diye. Zaten yatılı olayını aştık artık çok şükür. Bana gündüz elim ayağım olacak, elimin altında getir götür yapacak, evi çekip çevirecek biri lazım. Bebekler için de bana yardım edecek, beslenme, uyutma gibi zamanlarda. En son çıkan tam olarak öyleydi ama takıntısı vardı işte olmadı. Hala yalnızım. Kbulamıyoruz. Ben ararken çocuklar büyüyüp gidecek sanırım… 🙂

  5. http://www.bakiciilan.net / 0532 064 03 31 tamamen ücretsiz google ilanınızın üst sıralarda yer alması ücretsiz olarak bakıcı arayanlara ve bakıcılara ulaşma imkanı. Kategoriler ; bebek bakıcısı ilanları, bebek bakıcısı aranıyor, bebek bakıcısı iş arıyor, çocuk bakıcısı, hasta bakıcısı, yaşlı bakıcısı, dadı, hemşire, refakatçi, ev işlerine yardımcı yatılı ve gündüzlü yerli yabancı personeller. Yüzlerce firmanın binlerce iş arayanın bulunduğu site. http://www.bakiciilan.net / çocuk bakıcısı/ bebek bakıcısı/ hasta bakıcısı/dadı/hemşire arıyorum diyenler…

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s