ZEKİ MÜREN BENİ GÖRMESE DE OLUR, BEN ONU Bİ GÖRSEM!

Oldum olası televizyon izleme bağımlısı biri olmadım. Çocukken böyle yasaklara maruz kalmadığım halde, istediğim her an tv ye dokunma lüksüm olduğu halde (tv kumandasına demedim çocuklar, dikkatinizi çekerim, bizim zamanımızda kumanda filan yoktu, bizzat çocuklar kumanda olarak kullanılırdı. Hatta bizim zamanımızda tek kanallı televizyon dönemi vardı… diye sulandırmak istemiyorum şimdi muhabbeti)

Büyüdüm, okula başladım, ortaokuldu-liseydi derken, zaten televizyonla odalarımızı ayırmış olduk. Sonra üniversite hayatı başladı, böylece televizyonla odaları değil direk evleri ayırdık. Televizyonu olmayan bir öğrenci eviydi bizimki. Eksikliğini hissettik mi? Hayır. Yeteri kadar eğlenceliydi hayatımız. Hissetseydik ne yapıp eder edinirdik herhalde bir tane…

Ardından çalışma hayatı başladı. İşte o dönem, bizim televizyonla aramızdaki(zaten hiç bir zaman sağlam olmayan) ipleri iyice kopardığımız dönemdir. Çevremdekilerin dedikodularını yaptığı kişi adlarını şaşkınlıkla dinlerdim o dönem hep. “Yaaa şu Şehrazat’nin çektiği nedir, vallahi içim parçalanıyor!” “Aaaa, ama Ferhunde de hakketti bütün bunları, boyu devrilesice!”… Çok geçmeden öğrendim, öğle aralarımızı, 5 dakikalık molalarımızı dolduran bu kişilerin dizi karakterleri olduğunu. Öğrendikçe de daha bi eksikliğini hissetmedim, hepsi kötülükleri hakeden, boyu devrilesice kişilermiş nasılsa diye…

E sonra evlendim. Yer yurt değiştirdim, şehir değiştirdim. İşsiz kaldım. Ev hanımı statüsüne geçtim. İlk zamanlar ev hanımlığı alanında ne yapılması gerektiğini pek bilmediğim için biraz bocaladığım  doğru. Ama tabi imdadıma müzmin ev hanımları yetişti de, beni bu dertten kurtardılar. Mesela bana oturmaya gelen sevgili elticiğim Müjde teyzeniz (esasen yenge olmakla birlikte, anneye yakınlık derecesinden teyze), sonunda dayanamayıp, “Üfff Sema, sen bütün gün bu odada, televizyon bile açmadan çatlamıyor musun yaaaa!” diye çemkirince, “E iyi madem ben de arada bir açıp bakayım bakalım ne varmış” diyerekten yavaştan başladım bu illete. Sebebim Müjdedir bilinsin. Tabi ilk zamanlar beni pek sarmadı bu furya. Uzunca bi süre, kendime el sanatı işleri yaratıp, akşamlara kadar sepsessiz bir odada o işlerle uğraşmaya devam ettim. Bazen müzik kanalı falan açardım, arkada fon oluştursun diye. Ama ne yapıp ne edip bi süre sonra evlilik programları belasına beni de ucundan kıyısından bulaştırmayı başardı!

Tabi tek eylemci Müjde teyzeniz değildi. Tam bir televizyonkolik olan, evde bulunduğu her an tv karşısında olmaya yeminli, uyuduğunda bile tv kapanırsa gözlerini açıveren babanızın da bu işte epey katkıları var, yadsınamaz.

Gel zaman git zaman derken televizyon denen şeytan makinesiyle dostluğumuz pekişti. Ben de babanız gibi, tv odasındayken onu açmadan duramayan bir kıvama geldim zamanla. Her ne kadar bağımlısı olmasam da, onunla arkadaşlık etmekten mutluluk duyar hale gelmiştim en azından.

Hamileliğimde en büyük sırdaşım, yoldaşım oldu. Sabahlardan akşamlara, akşamlardan gece körlerine kadar hep başımda bekledi. Doğuma televizyon karşısından kopup da gittim. Siz yoğunbakımlarda yatarken en büyük tesellim gene o oldu. Taburcu olup eve geldiniz, siz ayaklarımızda sallanırken, ellerimizde çerez tabağı, karşımızda caaanımız televizyonumuz vardı. Tabi siz ağlamaktan yırtınırken, biz ortalarda deli danalar gibi koşuşturup bebe bakma derdindeyken de o yine hep oradaydı…

Ta ki, anneanne evine taşınma günümüz gelene kadar. Anneannemizin evinde oda sıkıntısı var. 2 oda 1 salon kendi halinde bir evcik. İki kişi gül gibi geçinip gidiyolar. E tabi bizim nüfus fazla olup, bütün odaları zaptedince geriye pek bişey kalmıyor o ayrı. Televizyonun da bulunduğu oturma odasına, hatta tvnin tam da dibine sizin beşiğinizi yerleştirdik zaten. Sadece orada uygun bir yer vardı çünkü. Gün boyu o beşikte bebe uyutulduğuna ve bebeler uyuyunca odadan fırlayıp kaçıldığına göre tv izlemeye fırsat da yok zaten görüldüğü üzre. E arada insanın canı çekiyor; bi keresinde, “Bakalım yahu Fatmagül neeetti, Feriha’nın burnu yalanlardan daha ne kadar uzadı?” diye bi soracak olduyduk, aaa bi de baktık, tvnin uydu alıcısı bozulmuş! Cazır cuzur sesler çıkıyor. Servis gerek de, kim uğraşacak bu hengâmede onunla deyip, onu öylece boynu bükük, kaderine terk ettik. Böylece ister istemez teptelevizyonsuz ortada kalıverdik!…

Bütün bunlar nerden aklıma geldi şimdi; geçen gün yine günlük yazmak için, siz sabah uykunuzdayken bi kaçamak yapıp bilgisayar başına oturuverdim. Tabi şeytan boş durur mu, durmaz. Hemen dürttü birkaçınızı, uyandınız dakkasına. Aldım yanıma getirdim ben de. Bir, iki, üç derken hepiniz uyandınız arka arkaya. Ben de yanıma getirdim, ben bilgisayardayken, siz de dayınızın yatağında takılıyordunuz kendi halinizde. Sonra birden, müzik dinlemeyi ne kadar özlediğimi farkettim! Müzik benim hayatımda hep önemli olmuştur, en keyif aldığım anlarım, olmazsa olmazımdır müzik benim. Ama bi an farkettim de, aylardır size söylediğim dandini dandini dastanalar dışında bir nağme çalınmadı hiç kulağıma! “Nasıl olsa uyuyan bebe yok, biraz müzik dinleyelim” deyip açtım. O kadar uzun zamandan sonra öyle iyi geldi, öyle bir mest oldum ki, anlatamam! Deşarj oldum, derdi tasayı unuttum resmen. Baktım siz de ilk defa duyduğunuz bu tınılardan keyif almışa benziyorsunuz, neşeli neşeli ötüşmeye başladınız…

İşte o an, radyonun, televizyonun artık hayatımızda olmamasına hayıflandım a dostlar! Eski dostumun eksikliğini nasıl derinde hissettim nasıl! Hadi al izle deseler vakit mi var, hayır. 5 dakika başına otursam 6.sında fırlatırsın siz adamı ayağa. Ama ne yapayım özledim yahu! Yok diye heralde. Hani şu Vizontele filminin meşhuuuuur repliği var ya “Peki Zeki Müren de bizi görecek mi?” diye, vallahi öyle hasret kalmışım ki şu kara kutuya, varsın onlar beni görmesin, ah ben bi onları görebilsem azıcık?…

Reklamlar

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s