ÇALSIN DAVUL-ZURNA, DÜĞÜN-DERNEK KURULSUN

Hımmm bakiyim bugünlerde neler oluyo hayatımızda…. (napiyim hergün yazamıyorum sizin yüzünüzden, bilgisayar başına oturduğum an çemkiriyosunuz bizimle ilgilen diye, ben de böyle biriktirip biriktirip yazıyorum). Sonunda bu senenin yazı başladı. Haziran geldi hala kombi yakıyorduk resmen! Balkona atletle donla bebeleri soyup atma sezonu açıldı yani. Ben de size kısakolluları, kısa bacaklıları giydirmenin sevinciyle coşuyorum. (ana olunca böyle her halta seviniyo işte insan)

Bugünlerde sizle aramız da pek iyi Allah bozmasın. Ha bişey mi oldu, kendi kendinize uyur falan mı oldunuz? Hiç alakası yok. Hala günümün 4’te 3’ünü sizi sallamakla, 4’te 1’ini de sizi eğlemekte geçiriyorum ama olsun. Yine de mutluyum ve daha az sinirleniyorum (maşallah bana). Kendimce uyku sorununuza da bi çözüm buldum, sanırım ondandır. Uyanıkken sizi iyiiiiice bi yoruyorum, dırdırdırdır konuşup, şarkılar söyleyip, hophophoplatıp, zıpzıpzıplatıp, adeta “Anne yaaa uyut artık biziiiii!” kıvamına gelene kadar yoğuruyorum. O zaman beşiğe girdiğiniz gibi gözleriniz kapanıyor. Tabi o kadar atraksiyondan sonra ben de “dokunmasalar uyuyacağım” kıvamına gelmiş oluyorum ama napalım. Kader.

Tabi bu formülün sekteye uğradığı zamanlar yok mu, çok. Bu formülde elbette 3’te 3’lük bir başarı getirmiyor her zaman. Biri uyanık kalıp el ve ayak darbeleriyle bir diğerini uyandırma girişimlerinde bulunabiliyor. O zaman hemen onu ordan uzaklaştırıp men etmek  gerekiyor ki , bu da bir kişiye daha ihtiyacım var demek. (evet buradan çıkan sonuç hala aynı beşiğe sığdırabiliyorum sizi). Herkes aynı anda uyusa bile bunun diğer odalara nakliye kısmı var ki, işte o da ömürden ömür gitmesi demek. Taşınanın yolda uyanma ihtimali her zaman mevcut. Böyle bir durumda varılan istasyonda acil bir ayakta sallama operasyonu giriyor devreye, yarı baygınken bebek etkisiz hale getiriliyor. Bir de hemen uyuyan bebelerin 10-15 dakika sonra uykularını alıp uyanıvermeleri moda oldu bu sıralar. İşte tüm bu stresler bile bugünlerde çok sinirimi bozmuyor, bu iyi bir şey galiba.

Birbirinizin iyice farkına varmaya başladığınız dönüm noktasındayız. Bu çok çok hoşuma gidiyor. Yandaki kardeşe bakıp gülümsemenizi, her fırsatta (uyumaya yatırdığımda bile) elele tutuşmanızı, birbirinizin yüzüne, gözüne, ağzına parmakla dürtüklemenizi, elindeki oyuncağı kapmaya çalışmanızı izlemek çok zevkli.

Artık saksıdaki menekşe durumundan da sıyrılıp bilinçli birer insan portresi çizmeye başladınız. Kişilere özel efektler yapıp gönül çelmeler, mırıl mırıl seslerle derdini anlatabilmeler, biberonu veya kaşığı gördüğü anda sevinçten deliye dönmeler, annenin giyinip hazırlandığını görünce dışarı çıkılacağını anlayıp sabırsızlıktan kendini parçalamalar… Sanırım bu geri bildirimleri almaya başlamanın da epey etkisi oldu sinirli durumları tolere edebilmemde.

Neyse konu oraya gelmişken Seda teyzenizin düğününü anlatayım çok vaktim yok, zira bebelerin 2/3’lük kısmı uyudu 3’te 1’i (Gülce) patlamaya hazır bir halde sol yanıbaşımda gözümün içine bakmakta. (anaaa şimdi baktım da mamasını yerken uyumuş! Olsun yine de heran her şey olabilir elimi sıkı tutmalıyım):

Geçen akşam (17haziran) Seda teyzenizin düğünü var. En yakın arkadaşlarımdan biri, gitmesem olmaz. Evde 3 bebe. Anam tek başına yetişemez. Yardıma gelebilecek kimse yok. Gene fedakar anam, “Sen git ben onları bi güzel uyuturum” dedi, ben de koyuldum hazırlanmaya. E tabi ben unutmuşum sizin, ben hazırlanırken nasıl deliye döndüğünüzü. Üçünüz birden başladınız mı vırak vırak ağlamaya? Kıyametler kopuyo, valla daha düğüne gitmeden kazan oldu kafam. 1 saat hazırlanmam sürdü. Baktım böyle olmaz, annem 3 kudurukla başedemez gitsem. Ben de en uslu duracağını tahmin ettiğim(büyük bir yanılgı) Egemen’i kaptım çıktım evden. Arkadan hala diğer ikisinin zırıltısı geliyor. Neyse ki onlar çok direnmeyip uyumuşlar da, asıl bana oldu olan…

Can arkadaşım Hamide ve kocası geldi beni evden aldı(sağolsun) 21.30 gibi vardık düğün salonuna. E o saat zaten sizin uyku saatiniz. Bizim akşam yeni başlayacak. Egemen nasıl ayak uydursun? Düğünlerde gördüğüm uyuyan her bebekten yola çıkıp, çalgı sesiyle uyuyacağı gibi ütopik bir düşünceye kendimi inandırarak girdim salona. Anam o da ne? Hıncahınç dolu! Oturacak yer yok. Ayakta dikilmeye bile yer yok. Davetli sayısı çok, onca davetliye salon küçük. Benim o ilk an bütün hayal dünyam başıma yıkıldı ve sırtımdan soğuk terler indi ama yapacak bir şey yok. Çare arıyoruz. Hamide’nin kucağında bir bebe, benim kucağımda bir bebe, yarım saat kadar ortalarda ellerde bebelerle dolandık. Düğün sahibi Nermin teyzecim(sağolsun) bizi bir yere oturttu. Sahnenin yanı ve koca koca kolonların dibi! Orda güç bela 10-15 dk geçirdik ki, yine Nermin teyzecim(sağolsun) bize daha münasip bi yer bulduğunun müjdesiyle geldi. Takıldık peşine gittik. Evet çok tenha ve bomboş bir masaydı bu. Ama ardına kadar açık püfür püfür esen bir pencere yanı. Bizim çocuklar terli, yavaştan huysuzlanmaya da başlamış. Giydirdik kuşattık, ben Ego’nun ağzına tıktım biberonu uyumasını belliyorum. Uyur mu o gürültü de yavru? Ben olsam ben de uyumam. Uyumadığı gibi yerini yurdunu, alıştığı konforunu, sıcak yatağını yastığını, anasının ninnisini(burası benim hüsnü kuruntum olabilir) aradığı için huysuzlanmaya başladı. Bizim kızlar daha yeni sökün etmiş geliyorlar, ben kimseye bakıp iki çift kelam edemiyorum. Kucağımda bebe pış pış yapıyorum. Bizimkinin sesi her dakika yükseliyor. Ne yapıcaz, kalkıp gitmekten başka çare yok. Ego’yu Siboş ve annesi Nigar teyzeciğimin(sağolsunlar) kucağına bırakıp Seda’yı tebrik etmek üzere koşturdum. Ben gelene kadar Ego Nigar teyzeyi parçalamıştı. İkisi de kan ter içindeyi. Sonuç olarak ben ve Hamide bebelerimizi kapıp, olay mahallinden hızla uzaklaştık, bizi ancak ev paklar deyip evlerimize dağılıştık.

Sonuç mu; Ben bu olaydan “Bebekli kadın gece gezmelerine gitmemeli, hele ki düğünde ne işi var canım aaaa” çıkarımları yaparken, Hamide, aynı akşama tesadüf eden konsere gidebilmek için, kızına sakın uyuma tembihlemelerinde bulunuyordu! 🙂

(Tanıdığım Hamide, şu son satırlı görse hemen bi savunma cümlesiyle kendini açıklar, bi de bana çemkirir) :)))

Nasıl oldu nasıl bitti, elimde bebeyle sağa sola koşturmaktan hiç göremediğim düğünün detaylarını, saçını-başını-gelinliğini bile hatırlamadığım taze gelin Seda teyzenizle ilk görüşmemizde, düğün fotoğraflarına bakıp öğrenirim artık, ne yapalım…

Reklamlar

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s