NE YERDEYİZ NE GÖKTE 2/2

…Yolculuk günü evde tam bir curcuna hakim. Bir yandan ben, geride önemli tek birşey bile unutmamak için, evin içinde deli danalar gibi dolaşıp hazırlıklara devam ediyorum, tabi takribi 1 buçuk dakikada bir, ağlayan bir bebenin yanına koşarak. Bu cümlede asla bir abartı yok! Gideceğimiz binküsür kilometrelik yolu yürüyerek gitmeye kalksaydım bu kadar yorulmazdım eminim. Annem zaten sizin başınızdan bir dakika bilr ayrılamıyor ben hazırlıkları yapmaya çalışırken. Diğer yandan temizlikçi kız arkamdan evi toplayıp, derli toplu bırakalım diye temizlik yapıyor. Bunca telaş arasında yolculuğun saatini, kaçta evden çıkacağımızı falan düşünecek değilim, o işlere babanız bakıyor.

Öğleden sonra babanız elinde koca koca iki termosla çıka geldi. Mama suları için. Biri sıcak, diğeri de soğuk kaynamış su için. Hepimiz iki tane termosun, aktarma filan dahil, en fazla 4 saat sürecek yolculuk için çok fazla olduğunu söylesek de, işini garantiye almadan içi rahat etmeyen babanız hala “acaba bir termos daha mı alsak”ın derdindeydi.

Akşam olup tüm hazırlıklarımız bittiğinde, en son sizin giyinmeniz kalmıştı. Hırkalarınızın ve patiklerinizin giydirilmesi. Tüm günün yorgunluğu, bizi bekleyen zor yolculuğun gerginliğiyle, ben anneanneniz ve babaanneniz oturmuş, gözümüz saatte babanızı bekliyoruz. Uçak saatine yarım saat kala kapı çalındı, babanız ve amcanız geldi. Bebeklerle birlikte havaalanında çok bekleyip rezillik çekmeyelim diye son dakika gitmemize karar vermişler. Şuandan itibaren hiç hata payımız yok yani. Havaalanı yolu 20-25 dakika zaten!

Apar topar eşyalar ve bebeklerle aşağı inme telaşı sarıyor herkesi. Tam herkes inmiş ben kapıyı kilitlemeye çalışırken babanız yukarı geri dönüyor, alı al, moru mor bir yüzle. Termosların bulunduğu çanta yere düşmüş, termoslar kırılmış, sular fışkırmaya başlamış. Elimizde hiç kaynatılmış mama suyu yok! Babanız uçağa 30 dakika kala eve su kaynatmaya çıkmış! Siz de olup bitenleri bilmiş gibi hep bir ağızdan basmışsınız yaygarayı. Ortalık kıyametten bir sahne!

Hep birlikte zar zor babanızı ikna edip havaalanına doğru yola koyulduk. Hepimizi bir sinir sardı. Anneler “nazar çıktı,nazar çıktı” tesellileriyle ortamı yatıştırmaya çalışıyor. Araba hareket eder etmez neyse ki siz aynı anda başlattığınız krizi yine aynı anda kesip uykuya geçtiniz. Güzel olan tek şey bu. Mama suyumuz yok ve bu bizim için çok önemli bir sorun. Yanımıza boş bir termos aldık, havaalanında bir kafetaryadan ya da uçakta hostesten istemeyi düşünüyoruz. Tabi tek sorun su değil, bir de uçağa yetişememe riskimiz var artık. Bu termos kazası ve babanızın eve geri dönerek kaybettiği zamanla, yetişmemiz çok zor gibi. Mecburen hız yapıyoruz.

Neyse ki 5 dakika kala yetiştik havaalanına. Halanız orda bizi bekliyordu. 4 yetişkin olarak gidiyorduk, her bebek için bir kadın; ben, anneanneniz ve halanız, el bagajları için de babanız. Hızla kontrollerden geçip uçağa bindik. Bir gün önce online check-in işlemi yaparken, yanyana koltuklar verilmediği için mecburen arka arkaya almıştık biletleri ama nasıl olsa hostese durumumuzu anlatıp sorunu çözücez düşüncesiyle pıtır pıtır oturduk yanyana. Bizim üç bebeyle bir sıraya boncuk gibi dizildiğimizi gören hostes hemen yanımıza gelip uyardı, “Hanfendi üzgünüm siz bu şekilde oturamazsınız.” “Ama bunlar üçüz, bizim yanyana olmamız lazım” gibi alakasın bi açıklama çıktı bir anda ağzımdan. Niye, üçüzse üçüz, göbek bağları mı var, ayrılamıyorlar mı? “Malesef kurallar böyle hanfendi, bir sırada bebek dahil 4 kişiden fazla yolcu gidemez.” Neden diye sorduk, cevabı da oldukça basitmiş aslında: “Çünkü her sırada acil durumlar için yalnızda 4 maske bulunuyor.”

Bu teknik açıklamadan sonra “E ablacım yapıver bizim için bi güzellik” deme şansımız da kalmadı artık, mecburen dinliycez sözünü. Derste çok konuşan öğrencilerin öğretmen tarafından ayrı sıralara dağıtılması gibi, biz de boynumuzu büküp mecburen arka arkaya koltuklara geçtik. Benim yanıma babanız oturdu, kucağında bebek olmama şansından yararlanarak.

Havaalanına gelirken yattığınız uykunuz, biz uçaktan inene kadar hiç bölünmedi. Gülce’nin minik bir vızıldaması ve ani emzirme operasyonu hariç. Bir ara yanımızdan geçen hostesin burnuna elimizdeki termosu dayayıp, “Buna kaynar su doldurur musunuz?” dedik. Aval bir bakışla termosu aldı, doldurup getirdi.

Gece uykusu denen nimetin ne mübarek birşey olduğunu o gün anladım. Korkulan hiçbir senaryo gerçekleşmedi ve siz yol boyu uyudunuz. Uçağın inmesine çok az süre kala hepinizde hafif kıpırdamalar başladı. Babanız hemen yukardaki mama-biberon çantasını kaptı, hızlıca 3 biberon mamayı hazır ettik. Uçak durup uğultu kesildiğinde hepiniz sırayla uyandınız, uyananın ağzına bir biberon tıkıştırıldı ve o şekilde uçaktan indik. Tüm yolcular ve personel bu geçişi ilgiyle seyretti. Hosteslerden birinin “Aaaa bu bebekler sizin mi, siz hiç üçüz doğurmuşa benzemiyorsunuz!” komplimanına da değinmeden geçemiycem, övünmek gibi olsun. 🙂 (Kastettiği de fazla kilo. Bu canavarlarla gel sen uğraş, bak yıllarca veremediğin fazla kilondan nasıl da 1 haftada kurtuluyosun)

Valizlerimizin hepsi bizden önce kargoyla gittiği ve yanımızda el bagajlarımızdan başka eşyamız olmadığı için vakit kaybetmeden çıktık havaalanından. Kapıda bizi bekleyen akrabamızın büyük arabasına yayıldık. Yol boyu uyumaya devam ettiniz, sadece 1 kez mama hazırlamak zorunda kaldık.

Eve geldiğimizde gece 1 buçuktu. Haftalardır kabuslarımıza giren o yolculuk hiç sorunsuz geride kalmıştı işte. Bu stresin sonucu tatlı bir yorgunluktu üstümüzde. Tabi ertesi sabaha kadar. Yani bu sabah. Bu sabah babanız ve halanız erkenden bizi bırakıp geri döndüler. Ertesi gün iş vardı. Bizi sık sık görmeye gelebilmek için izinlerini şimdi harcamak istemediğinden hemen geri dönmek zorundaydı… Hepimizle teker teker vedalaştıktan sonra -ağlamamak için- arkasına bakamadan gidişi yüreğime oturdu. Hiç bu kadar terkedilmiş hissetmemiştim…

Reklamlar

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s