Beterin Beteri – İLK AYRI KALIŞ HİKAYEMİZ, YOĞUN BAKIM / Bölüm 3

Yeni hayatım: ağrılar yüzünden acı çekmek, bebeklerim için üzülüp acı çekmek, tüm gün süt sağarken acı çekmek üzerine kurulu. Hepsi bir tarafa, süt sağmak tam bir işkence! En zor kısmı saatlerce süren can sıkıntısı! Allahtan Müjde var yanımda. Beni bu süreçte yalnız bırakmamak için taa Erzurum’dan kalktı geldi, benim için. O da yanımda olmasa bu bunalımı nasıl atlatırdım hiç bilmiyorum… Özlem’le de ayrı düştük, lohusa dönemim için babaannenize taşındığımdan beri… Annemin gelmesine de daha bir hafta var. Gurbette çekilen dertler, kaç binle çarpılır acaba?

Sabahın köründe uyanıyorum. Zaten gece uykuları ızdırap olmaya başladı. Süt sıtması diye bişey varmış, o geldi buldu beni dün gece! Saatlerce yüksek ateşte tirtir titreyip sabahı ettim. Yeniden süt sağınca geçti. Gece sağmadım diye oldu muhtemelen…

Bugün bir yerlere sığamıyorum. Egemen’i görüp, onun hakkında bilgi almak istiyorum bir an önce. Akşamdan önce olmaz diyor babanız, çaresiz kabul ediyorum.

Beni görmeye gelenlerle, evdekilerle laflayarak ve yine tabi ki süt sağmaya çalışarak ettik nihayet akşamı. Telaşla hazırlandık Müjde’yle, babanız işten gelir gelmez yola çıktık. Dün çok kızdığım şu transfer işine bugün seviniyorum bile. Çünkü ilk hastanede, annenin bile iki günde bir görme hakkı var bebeklerini. Baba ise sadece ayda bir kez görebilirmiş! Ama bu hastanede bir sınırlama yok. Mesela bugün Gülce ve Bertuğ’u görmeye gidemedim bu yüzden. Bütün birikmiş duygularımla Egemen’in yanına akın ediyorum içimden…

Bu hastane çok tercih edildiği için, devlet hastanesi kıvamına getirilmiş, kalabalık, uğultulu ve eski bir hastane. Diğeri kadar da temiz ve bakımlı görünmüyor bu yüzden. Ama sadece Yenidoğan Ünitesi yeter dedi Emin Amcanız. Sadece baştaki doçent için bile gelinir, başka birşeyine bakma dedi. Daha önce burada çalıştığı için gözüm kapalı inanıyor ve güveniyorum ona.

Yoğun Bakım katı da çok farklı diğer hastaneden. Öyle NASA’ya giriyormuş gibi hissetmiyorsun kendini. Sadece bir görevli oturuyor kenardaki masada. Kim için geldiğimizi filan öğrenip içeriye haber veriyor. Galoş ve önlüklerin yerini gösteriyor görevli. Öyle, galoş giydikten sonra basacağın sınırı gösteren kırmızı çizgi falan da yok girişte.

Kapılar açılıyor. Bebek kapasitesi sanki diğer hastaneninkinden daha fazla ve daha kalabalık. Heryer gününü bekleyemeden doğmuş bebeklerle dolu! Hepsi birden kedi yavruları gibi mır mır ağlıyorlar. Sesleri, ancak biraraya gelip bir koro oluşturduğunda duyulabiliyor, öyle cılız!

Babanız beni almaya gelmeden önce gelip görmüş oğlunu. İçeriye Müjde’yle birlikte girdik. Emin’in arkadaşı doktor geldi hemen yanımıza, bebeğimizin yanına götürdü bizi. Görünüşte değişen çok şey yok gibi. Durumunu soruyoruz, aynı bildik cümleler işte. Solunumunda sıkıntı var, zaman zaman fanusa giriyor, gerekli takviyeler yapılıyor, çok küçük bir bebek, herşeye hazırlıklı olmak gerek…. Bunları dinler gibi görünürken, yandaki küvözde yatan bebek çekti dikkatimi. Dönüp bir daha baktım, bu ne kadar minik bir bebek böyle? Önce pamuklara sonra poşete benzettiğim bir şeylere sarmışlar. Kıpırtısız öylece yatıyor. Egemen 1500 gram civarında, bu bebek onun yarısı kadar görünüyor!

Kendi derdimi unutup o bebeğe takıldı aklım. Bu bebek neden böyle diye sordum, doktora. “O bebek 25 haftalık doğdu”, dedi. “Çok küçük. Vücut ısısını sağlayamadığı için böyle sarmak zorundayız. . Durumu kritik. Belki yaşar, belki yaşamaz…”

O bebeğin annesi olmadığım için bu kadar açık söyleyebildi, o zavallı bebeği bekleyen akıbeti. Peki onun annesine de bu kadar rahat söyleyebilir miydi? O bebeğin annesi, babası şimdi ne yapıyor acaba? Ne haldeler? Tekrar Egemen’e döndüğümde birden çok büyük göründü gözüme. Ve çok güçlü. “Derdimi gördüm iğrendim, başkasının derdini gördüm, kendi derdime imrendim” dedikleri durum bu olsa gerek…

Bölüm sorumlusu doçenti o gün orada göremedik. Onun ağzından duymadıkça tam olarak ikna olamayacağa benziyorum. Neyse ki Egemen’i hergün görmeye gelebiliriz ve mutlaka yakalarım o doktoru da önümüzdeki günlerde…

YAZI DİZİSİNİN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN…

Reklamlar

9 thoughts on “Beterin Beteri – İLK AYRI KALIŞ HİKAYEMİZ, YOĞUN BAKIM / Bölüm 3

  1. O cılız bebeğin benzerlerinden 2 tane var bende.Demir 820 gr,İrem 640 gr doğdu.bizimkiler bizim hast.nin yogun bakımın demirbasiydi.uzun süre sadece ikisi vardı.arada kısa süreli bebekler gelir giderdi.aynı senin gibi yogun bakımda olup ta bizim bebekleri gördükten sonra haline şükreden insanlar tanıdım.gercekten de derdin ne kadar büyük olursa olsun,daha zorda birini görünce haline sukrediyosun.Aslında basımıza ne gelirse gelsin,yaşadığımız her an için şükretmeliyiz.beterin beteri var gercekten…

  2. Her sabah uyanınca yaklaşık 7 gibi yogun bakımı arardim,stabiller cümlesini duyduktan sonra aldıkları her gunün nefesi için şükrederdim.sonra da koşa koşa hast giderdik zaten.ilk aydan sonra da her sabah ayni sekilde hast gitmeden dayanamayip aradigim ve telefonda ogrendigim aldıkları her gr için şükreder olmuştum.onceleri nefes alsınlar yeter derken,bebekler iyi oldukça hergün beklentim artmıştı.insanoğlu nankör iste,hep daha çoğunu istiyor…

    • öyle canım yaa insan başta “bi değişiklik yok” cevabına bile seviniyo enazından kötü haber yok diye. Hergün gidemiyoduk biz gitsek bile birkaç dakika izin veriyolardı. Sizin nasıldı?

  3. Bu gercek hikayeyi arkasi yarin tadinda okumamin tek nedeni 2 prens ve 1 prensesin fotograflarini gorup yaramazliklarindan haberdar olmamdir cok sukur

  4. Geri bildirim: Bebek Transferi – İLK AYRI KALIŞ HİKAYEMİZ, YOĞUN BAKIM / Bölüm 2 « 3 bebe 1 arada

  5. ben sizi yeni buldum. ben de ikiz prematüre annesiyim. benimkiler 34 haftalık doğdular ve on gün küvezde kaldılar. ne olursa olsun acımız aynıydı emin olun, ha 32 ha 34 hafta 😦 prematüre annesi bilir en çok prematüre annesinin ne yaşadığını. ben de miniklerimi ilk kez cam kafeslerde görünce nasıl yıkılmış ve höykürerek ağlamıştım. acı ile geçmişti o günler. süt sağıp duruyordum. biraz büyüyünca bana versinler nasıl bakarım diyordum…

    • Selamlar sevgili ikiz annesi 🙂 Evet ortak acılar yaşamışız, önemli olan geride kalmış olması. Sağlıklı olsunlar, mutlu olsunlar, varsın bu da burada bi anı olarak dursun böyle 🙂

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s