Egemen’in Durumu Kritik – İLK AYRI KALIŞ HİKAYEMİZ, YOĞUN BAKIM / Bölüm 1

Önceki ilgili yazı için tıklayın: İLK BULUŞMA

Yoğun bakım kapısından kendimi ‘atıp’ soluğu babanızın yanında aldım ağlayarak. Durumu kötü olan bebeğimizi anlatmak için. Babanızın haberi var oysaki, unutmuşum. O benden çok daha önce gördü sizi. Doğumda, ameliyathane kapısından çıkarılırken. Bir dakika… Kendime geldiğim zaman anlatmıştı ya, bebeklerden birini koşarak çıkardıklarını, solunum cihazına bağladıklarını… Demek ki o, bu bebeğimmiş. Durumu hala ne kadar kötü!…

Birlikte yenidoğan doktorunun yanında bulduk kendimizi. Babanız benden önce defalarca konuşmuş zaten adamla. Onun ağzından duymamı istedi durumu.

İlk görüşümden itibaren pek ısınamadığım, çok hızlı konuşan doktor, robot gibi anlatmaya başladı ezberlediği paragrafı. “Bakın, bunlar premature bebekler. Normal bir bebeğe göre 2 ay, üçüz bebeklere göre 1 ay erken doğdular. Orta derecede prematureler. Bu bebeklerde her an her şey olabilir. Herşeye hazırlıklı olmalısınız. İyi ya da kötü birşey söyleyemeyiz. Biz sadece elimizden geleni yaparız. Dediğim gibi, bunlar prematüre bebek ve ne zaman ne gelişeceği…..” üffffff bu konuşmayı biz uzun bir süre boyunca, farklı doktor ve hemşirelerden defalarca kez dinleyecektik. İlki bile bizi bunaltmaya yetti…

-“Bebeklerimizden birinin durumu daha kötü doktor bey, onun hakkında bilgi veriri misiniz lütfen?”

-“Evet, bebeklerden biri doğduğunda solunum güçlüğü yaşadı, solunum cihazına bağlamak zorunda kaldık. Şu anda bağlı değil ama durum ne gösterir bilinmez. Az önce de dediğim gibi, prematüre bebek söz konusu, he an her şey olabilir. Herşeye hazırlıklı olmak…..” bir kere daha aynı cümleyi kurarsa yüzüne tükürüp kaçmak geliyor içimden!

Çaresiz, odama geri indik. Ben yine tekerlekli sandalyeyle. Ayakta durmakta ve yürümekte çok zorlanıyorum hala. Düşüncelere daldım. Bebeklerim çok zayıflar. Onlar hayata nasıl tutunacak? Ben nasıl kucağıma alıp sarılıcam onlara? Düşünürek daldım uykuya…

21 Kasım

saat 11-12 civarı

Taburcu işlemleri için kaç saat beklediğimizi hatırlayamıyorum. O sırada kan uyuşmazlığı iğneleri yapıldı. Nöbet değişerek yeni gelen meraklı hemşirelere aynı sorular yeniden cevaplandı. Aaaa üçüz annesi! Bebeklerini gördün mü? Tüp bebek mi? Ailede mi var? Nasıl bir duygu? Kimle bakacaksın?…”

Nihayet taburcu olmayı başardık. Beni babaannenizin evine bırakan babanız, hemen nüfus cüzdanlarınızı çıkartmaya gitti. İsimleriniz zaten hazırdı. Hangi ismi hanginize vereceğimiz konusunu merak ederdik, neye göre belirleriz acaba diye. Ama çok uğraşmaya gerek kalmadan, sizi dün ilk gördüğüm an kafamda hemen oturuverdi isimler, yerli yerine. Durumu daha kritik olan oğluma ‘Egemen’i yakıştırdım o an. Diğer miniğe de Bertuğ kaldı. Babanız da onayladı ve isim konusu halloldu…

Babaanneniz ve Müjde teyzenizle birlikte akşama kadar günümüz manuel bir süt sağma aparatıyla süt getirmeye çalışmakla geçti! Bu işe biraz daha devam edersek çok iyi kol kaslarına sahip olabiliriz. Gel gör ki zaten acıdan iki büklüm haldeyken bir de buna hiç dayanamıyorum! Neden bana süt sağma makinesinin çok gerekli olduğunu salık veren tecrübeli üçüz annelerini dinlemediğime öyle pişmanım ki! Sözümona, benim bebeklerim hiç yoğun bakımda kalmayacaktı, hemen kollarıma vereceklerdi ve hiç öyle bir alete ihtiyaç duymayacaktım! Oysaki şimdi bebeklerimden ne kadar süre ayrı kalacağımı bile bilmiyorum…

Akşama doğru nihayet, çocuk doktoru amcanız Emin eve geldi. Tüm gün sizinle birlikteydi. Ayrıntılı ve en sağlıklı bilgiyi ondan alabilecektim. Emin bana gerçekten beklediğimden fazla bilgi verdi. 31 haftalık doğmanıza rağmen, olması gerekenden çok daha fazla sağlıklı olduğunuzu, ikinizin solunum cihazına bile bağlanmanıza gerek kalmadığını, bunun çok iyi bir gelişme olduğunu anlattı. Sadece biriniz bağlanmıştı o cihaza ama bu üzülecek bir şey değildi. Erken doğan bebeklerin kaderiydi bu.

Konu o oğluma gelince yüzüne gölgeler düştü amcanızın. Israr edince, onun durumunun diğerlerine göre birazcık daha kritik olduğunu söylemekle yetiniyordu. Ayrıca diğer doktor ve hemşirelerin söylediği o klasik cümleleri de eklemeyi ihmal etmiyordu, “prematüre bebeklerde her an herşeye hazır olmak gerekir….”

Ben hem ağrılar hem bu düşünceler yüzünden uyuyamıyordum elbette. Yatakta, acıdan sağa sola bile dönemeden, üzüntüden ve sıkıntıdan patlayarak zaman geçirmeye çalışırken, mutfaktan gelen seslere kulak kabarttım. Gecenin 4’üydü ve babaannenizle Emin hararetli hareretli bir şeyler konuşuyordu.

Ağır aksak mutfağa attım kendimi. Beni görünce yüzü değişti amcanızın. “Ne oluyo Emin, lütfen bana anlat” dedim yalvaran bir sesle. O da çok tutamadı içinde artık. Zaten saatlerdir bunun muhakemesi içinde yorgun düşmüş, gözlerinin altı çökmüştü…

-“Egemen’in durumu iyi değil. Zaman zaman solunumu ve kan değerleri değişiyor. Onun sürekli olarak uzman bir doktorun gözetimi altında olması gerek. Ben yarın işime geri dönüyorum. Gözüm arkada kalacak. Bu hastanenin yoğun bakım sistemi hiç hoşuma gitmedi. Daha yoğun bir kontrol altında olması gerek onun…”

-“Ne yapabiliriz peki?” dedim sakin olmaya çalışarak. Ağlamaktan yoruldum artık ve bu sorun ağlamakla çözülmeyecek kadar ciddi.

-“Onu, bu şehirde daha önce çalıştığım şu hastaneye götürmeyi düşünüyorum. Orada arkadaşlarım ve hocalarım var. Yoğun bakımı çok titiz ve tecrübeli. 24 saat doktor gözetiminde olacak ve olası bir durumda anında müdahale edilebilecek.”

Hepimizde derin bir sessizlik. Düşünüyoruz. Sessizliği babanneniz bozuyor. “Peki bu taşımanın herhangi bir riski yok mu oğlum?”

“Var. Beni düşündüren de o kısmı zaten. Çok dikkatli taşınmalı. Beyin damarları iyi gelişmediği için en ufak sarsıntıda beyin kanaması geçirme riski var.”

Bunu duyar duymaz, babaanneniz de ben de alelacele itirazlara başlıyoruz. Sessizliğin yerini bir hengame alıyor. Sonuç olarak, taşımanın da riskleri olduğu için, olduğu yerde kalmasına karar veriyoruz Egemen’in.

Ben böyle sanarak yatağıma gidiyorum. Ama bakın ertesi gün neler oluyor…

YAZI DİZİSİNİN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN…

Reklamlar

One thought on “Egemen’in Durumu Kritik – İLK AYRI KALIŞ HİKAYEMİZ, YOĞUN BAKIM / Bölüm 1

  1. Geri bildirim: İlk Buluşma – İŞTE BİZİM DOĞUM HİKAYEMİZ / Bölüm 5 « 3 bebe 1 arada

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s