Artık Hamile Değilsem, Bebeklerim Nerede? – İŞTE BİZİM DOĞUM HİKAYEMİZ / Bölüm 4

20 Aralık

Gece 00.20

Karanlık, keskin bir acıyla aydınlanıyor. Keskin mi? En uygun kelime ne, bulamıyorum. Gözlerimi güç bela araladığımda iki hemşirenin beni sedyeden yatağıma taşıdığını anlıyorum. Aslında kör bir testereyle karnımdan kesmeye çalışıyorlar beni. Sonunda yatağımdayım…

Güzel bir oda. Ferah. En azından o soğuk ameliyathaneden kurtuldum. Hiç kıpırdamazsam, hatta nefes almazsam acı da yok…

Gözlerimi iyice açıp kocamı arıyorum odada. Yok. Bir hemşire ve babaanneniz dikiliyor karşımda, endişeli gözlerle. İlk iş, sizi değil onu soruyorum. Kötü bir haber varsa ondan duymak istiyorum sadece. “Bebekler iyi merak etme, o da şimdi gelir” diyorlar ısrarla. İnanmıyorum. Babanızın ağzından duymam gerek bunu. Soruyorum sürekli. Ve hep aynı yanıtı alıyorum.

Babanız geldi nihayet. Nerde kaldın? “Bebekler çok iyi canım sen merak etme, toparlanmana bak..” Uff niye hastaya böyle geçiştirici cevaplar verilir, daha çok gerildiği bilinmez mi acaba? Israrlarımın sonunda anlatıyor, doğumun benim görmediğim kısmını:

“Biz kapının önünde bekliyorduk. Yarım saat kadar kaldın içerde. Önce kapı telaşla açıldı ve bir küvözün içinde ilk bebeği koşturarak çıkardılar ameliyethaneden. Durumu biraz kritikmiş. Mosmordu. Solunum cihazına bağlanmıştı.”

Solunum cihazı mı? Mosmor mu?

“Ama şimdi onun yanından geliyorum ben, durumu şimdi gayet iyi. Herşey kontrol altında”

“Sonra arkasından diğer iki bebeği taşıyan küvöz de çıktı ameliyathaneden. Onlar iyiydi, ağlıyorlardı. Yoğun bakıma götürdüler onları da. Ama bir sorun olduğu için değil, erken doğdukları için…”

Mosmordu… Solunum cihazına bağlanmıştı… Mosmordu… Yoğun bakıma alındı… Solunum cihazı… Yoğun bakım…

Uyumuşum…

saat 2 civarı.

Yine keskin bir acıyla açtım gözümü. Bu defa çok fena! Bacaklarımı hissediyorum artık. Anestezinin etkisi geçmiş. Hemşire geldi üzerimdeki ameliyat önlüğünü çıkarıp beni giydirmek için. “Yavaşça doğrul ve ayaklarını yere bas “dedi. Keşke “Al şu bıçağı, karnına sok, içerde çevir çevir bi güzel” deseydi. “Al şu kırık cam parçalarını karnına sapla ve öyle uyu” deseydi. Ya da, “3.kattayız, kurtulma ihtimalin pek az, git atla kurtul” deseydi… Ya da ne bileyim, karşı caddede hızla geçen bir arabanın altına atlamak da güzel bir seçenek olabilirdi. Ama bu değil!

Sabahın körü

Oda karanlık. Saati göremiyorum. Saati görmem lazım benim. Her an saatin kaç olduğunu bilmem lazım. Bu yüzden değil mi, bizim evin her odasında bir saat asılıdır? Zamanı bilmemek çıldırtıyor. Yanımda yatakta babanneniz, yandaki misafir odasında da babanız uyuyor. Aradaki kapı açık. Seslensem beni duyar mı ki? Babannenizi uyandırırım şimdi seslenirsem. Neyse bekle biraz, belki hemşire gelir.

Ufff gelen giden yok, saat kaç? Ne zaman gün doğacak? Bebeklerim nerde, ne durumdalar şimdi?

Baykuş gibi sabahı ettikten sonra herkes uyandı nihayet. Dün canımdan can alan nemrut hemşire yine geldi. Hadi yürüme egzersizi yapalım diyor. Demesi kolay…

Ayağa kalktım güç bela. Çığlk çığlığa bir iki adım atabildim. “Ama bunu yapmak zorundasın”. Sen ne nemrut suratlı bişeysin ya, görmüyo musun ölüyorum ben! Oracıktaki koltuğa fırlattım kendimi. “Hayır kalkamam ben burdan yürüyemiyorum!!!” Başladım hıçkıra hıçkıra ağlamaya. Odanın ortasına kadar gelebildim ama geri dönemiyorum o büyük acıdan. Öylece kalakaldım!

Yatağıma dönüşüm yarım saati buldu herhalde. Asık suratlı hemşire bi daha gelmedi. Nöbet değişimi oldu sanırım. İyi ki…

Öğle

Şakacı doktorum geldi. Dikişlerime baktı, pansuman yaptı. Küçük de bir stand-up gösterisi. İyi bir adam. Ama hiç şaka kaldıracak halim yok, üzgünüm…

Tebrik için gelenler, ziyaretçiler. Oda bir dolup bir boşalıyor. Hastanenin lohusa şerbeti ikramı varmış, ne güzel! Bu apar topar doğumda kimin aklına gelirdi yoksa? Aklım bebeklerimde. Belli aralıklarla kontrole gelen hemşireye “Bebeklerimi ne zaman görebilirim” diye sorup duruyorum sürekli. Bıktırmaya çalşıyorum. “Yenidoğan yoğun bakım ünitesi çok kritik bir bölüm olduğu için herkes her istediği saatte giremiyor malesef” diyor üzgün bir tonla. Ben herkes miyim aşkolsun! Ben o ünitedeki bebeklerin yaklaşık %30’unun annesiyim. Hissece üstünlüğüm var. Beni almayacaksın da kimi alacaksın?  Tedavi ve beslenme saatlerinden sonra anne ziyaretleri başlıyormuş. Bekle diyorlar, bekliyoruz…

Saat 14 civarı

Oh be sonunda insafa geldiler, bebeklerimin yanına götürecekler beni! Ama ben ayağa kalkamıyorum, yürüyemiyorum? Tekerlekli bir sandalye getirdi cici hemşire. Seni sevdim kız!

Yanımda babanız. Babanın ayda 1 kez anneninse 2 günde bir görme hakkım varmış. Ne katı kurallar! Herneyse, onlar iyi olsun yeter ki, düşündüğüm başka birşey yok şuanda. Birlikte düştük hastanenin koridorlarına. Asansöre bindik. Heyecandan ağlıyorum şimdi de. Ne çok ağlıyorum ben yahu? Birazdan bebeklerimi görücem. Buna ağlanmaz mı?…

YAZI DİZİSİNİN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN…

Reklamlar

7 thoughts on “Artık Hamile Değilsem, Bebeklerim Nerede? – İŞTE BİZİM DOĞUM HİKAYEMİZ / Bölüm 4

  1. Canım ya çok duygulandım tüm hikayeni bir solukta okurken… Seninle heyecanlanıp duygulandım adeta. Üçünün de şimdi sağlıkla yanında olduğunu bilmekse çok güzel, sevgilerimle…

  2. İnanamıyorum gercekten çok katı benim ikizlerimde sonradan gelen tek bebeğimde hepsi yogun bakimdaydi hep yanlarindaydin sabahın 1inde şimdi görmek istiyorum deyip çok gittim yanlarına ne zor olmuştur sizin icin sürekli yanlarında olamamak bizde anne baba 24 saat istediği gibi girip çıkabiliyordu keske sizde öyle olabilseydiniz yogun bakım günleri zaten zor azda oksa kolaylaştırırdi sevgiler çok keyifle okuyorum xx

    • Yaaaa yaaa sorma işte. Dediğin gibi, zaten yoğun bakım günleri zor iyice zorlaştı bu uygulama yüzünden. bi kaç kere kapıdan çevirdiler bizi, sabahlara kadar ağladığımı bilirim göremedim diye. Ama Egemenin hastanesinde öyle bişey yoktu istediğin zaman gidip görebiliyordu anne de baba da. Hijyen şartları için bu uygulama ama nebiliyim annenin psikolojisi için hiç sağlıklı değil.. 😦 Teşekkür ederim bu arada, bloga hoşgeldin 😉

  3. Geri bildirim: Karanlık – İŞTE BİZİM DOĞUM HİKAYEMİZ / Bölüm 3 « 3 bebe 1 arada

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s