Karanlık – İŞTE BİZİM DOĞUM HİKAYEMİZ / Bölüm 3

19 Kasım

Saat 8 buçuk suları. Sanırım…

İlk kez ambulansa bindim. Umarım bu son olur. Ambulans denen şeyin ne olduğunu, bundan sonra yolda, sirenlerini açmış hızla giden bir ambulans gördüğümde, içindeki kişiye hastalığından önce, o anda ambulansın içinde olduğu için acımak gerektiğini anladım, sanki yıllar süren bu yolculuğumda…

Yanımda bir hemşire var. Kocam şoförün yanına oturmuş. Keşke o yanımda olsa. Ambulans denen şey, içindeki hastanın durumunu daha beter etmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Keşke bir taksi tutup götürselerdi beni. Daha az sarsılır, daha az acı çekerdim. Gözlerimi kapattım. Ellerimden tutan hemşire, mütemadiyen şoföre bağırmakla meşgul “Biraz yavaş olsana, kadın burda doğuracak senin yüzünden!”

Şoförün kısa olsun diye seçtiği yol çok bozuk. Hoplayıp sıçramaktan kusmak üzereyim. O andan itibaren doğum yapacağıma inanmaya başladım. Zaten o sarsıntıdan sonra doğurmamak büyük mucize olurdu! Ağladım, dua ettim.

Durduk. Hastanenin kapısında gerçekten doğumumu yapacak doktor ve ekibi hazır bekliyor. İşte şimdi daha çok ağlamaya başladım. Herşey gerçekmiş!

Bir sedye yanaştı ambulansa, beni ona aktardılar. Bu doktor neden gereksiz espriler yaparak karşıladı ki beni? Sevimli olduğunu, daha az korkutucu olduğunu mu sanıyor? İnsan sedyede yatarak bir yerlerden geçirilirken ne garip hissediyormuş.

Asansöre bindik. Ben ve babanızın dışında o asansörde kaç kişi daha vardı bilmiyorum. Kimseyi görmedim, hatırlamıyorum. Sadece ben bir yandan ağlarken babanıza “Çantamdan dudak koruyucumu verir misin?” dediğimde gülümseyen hemşireyi hatırlıyorum. O tuzu kuru hemşireyi…

Yine bir oda. Yine hazırlıklar. Soyunmalar, giyinmeler. Bıraktım kendimi onlara. Ne olacaksa olsun artık. Yeter ki bitsin…

Babanızdan medet umuyorum. Gözlerinde biraz rahatlamayı umuyorum. Ama o benden daha gergin. Koridorda bir ileri bir geri gezinip duruyor. Benimle ameliyathaneye girebilse keşke? Sordu, çok ısrar etti ama cevap olumsuz. Ben o son dakikalarda yanımda durmasını isterken, o gitmiş koridorun ilerisinde, arkası dönük ne yapıyor Allahaşkına öyle?!…

Sanırım ağlıyor…

Ameliyathaneye girerkenki o son bakışmamızı hiç unutmayacağım…

Ameliyathane de ilk kez görüyorum ben. Filmler haricinde tabi. Güzel, temiz. Cihazlar, ışıklar, parıl parıl aletler. Telaşla koşturan insanlar… Bi dakka, koşturan insanlar mı? Hatırlıyorum birden ne için orda olduğumu ve yine ağlamaya başlıyorum…

Esprili doktor yine karşımda, sırıtıyor. Komik olan ne acaba?Neden ağlıyorsun sen bakiyim?”. Böyle şefkatle sorarsan daha çok ağlarım, bilmez misin hep böyledir… “Ben hiç hazır değilim, durduramaz mıyız bu doğumu?…” sözleri dökülüverdi ağzımdan… Oradaki herkes o an dönüp bana baktı… Ne?

Diğerleri yine hazırlıklarına devam ederken, şakacı doktorum bana birşeyler anlatıyor. Doğum haftası, bebeklerin gelişimi, solunum, makine, küvöz, üçüz, riskli…. Arada bu kelimeleri yakalıyorum sadece. Cümleyi oradan tahmin ediyorum. Zaten sorduğumun cevabını da biliyorum…

Belimden bir iğne yapacağını anlatan biri beliriyor birden yanımda. “Hayır ben öyle birşey istemiyorum, görmek istemiyorum hiçbirşey, bayıltın beni lütfen!!!”. Acil bir doğum olduğunu, şuanda genel anesteziye uygun olmadığımı anlatıyor uzun uzun. Dinlemiyorum ki…

Masaya uzandım. Bacaklarımı yarı hissetmiyorum. Ama “yarı”. Yani tamamen uyuşmuş değil henüz. Azönce başka işleriyle meşgul olan onca insan birden bire benim etrafıma toplanıveriyor o an! Onlar bayıltmıyorsa da, kendim bayılsam keşke! Korkudan, heyecandan…Bayılıp gitsem. Görmesem hiçbirşey…

İşe başladılar. Ve ben o acıyı HİS-SET-TİM! Az önce sana söylemiştim doktor, bacaklarımın tamamen uyuşmadığını söylemiştim! Yine espri yapıp gülmüştün bana, “Hareket ettir bakalım, bak ettiremiyorsun işte. Sen sadece benim dokunduğumu hissediyorsun..” deyip bilmiş bilmiş sırıtmıştın! İşte şimdi beni kestiğini de hissediyorum! Ne oldu, az önceki gibi gülmüyorsun artık?

5 dakika beni konuşturup oyaladıktan sonra aynı işleme yeniden geçiliyor. Bu defa herkes çok ciddi. Başlıyorum diyor doktor, gözünün ucuyla bana bakarken. Başlıyor…

Durun ben hissediyoruuummmm!”

“Tansiyon 7’ye 3 hocam!”

“Verin narkozu…”

Ve karanlık….

YAZI DİZİSİNİN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN…

Reklamlar

9 thoughts on “Karanlık – İŞTE BİZİM DOĞUM HİKAYEMİZ / Bölüm 3

  1. Geri bildirim: Neden Koşturuyor Bu İnsanlar? – İŞTE BİZİM DOĞUM HİKAYEMİZ / Bölüm 2 « 3 bebe 1 arada

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s