Neden Koşturuyor Bu İnsanlar? – İŞTE BİZİM DOĞUM HİKAYEMİZ / Bölüm 2

19 Kasım

Akşam 7-8 Suları

Elimizi kolumuzu salaya sallaya düştük hastanenin yollarına. Arabada sarsıla sarsıla, nefesimi tuta tuta, kağnı gibi, yarım saatlik yolu 1 saatlik edip güç bela vardık hastaneye. Bizim doktor o saatte yok. Size nöbetçi doktor baksın, bir durum olursa atlar gelirim dedi. O kadar rahat. Biz de.

Genç nöbetçi doktor beni muayenehaneye aldı. Geçtik ultrason başına. Zaten tecrübesiz olan doktorun, hayatında ilk kez çoğul bebeli bir gebe ile karşılaştığı her halinden belliydi. Bebelerden birini ekranda yakalayıp incelemesi 20 dakika sürüyordu. Sıkıntıdan ölebilirdim! Herhangi bir sorun görünmediğini söyleyen doktor, muayeneye bol miktarda kasılma eşlik edince korktu ve beni ebelerin ellerine teslim edip olay yerinden hızla uzaklaştı!

İlk hamileliğim ve ilk kez bir ebeyle karşılaşıyorum! Bunun ne demek olduğunu biraz sonra ‘acı’ bir şekilde öğrenecektim. Şeker, hanım hanım bir hemşire düştü neyse ki payıma. Gerekli kontrolleri(!) yaptı(bilen bilir). Gözümde ve beynimde şimşekler çaktı. Tabi aynı anda hemşirenin kulaklarında da! İlk defa hastanın canını yakıp bağırttığı için özür dileyen bir hemşire gördüm ben. Gerçekten öyle bir hemşire türü var dünyada.

Doğum başlamış, doktorunuza haber veriyoruz“… Bu cümleyi idrak edebilmek için 30 saniye donup, çözüldüğümde sadece şunu diyebildim “Kocamı görmek istiyorum ben!

Babanız kapının diğer tarafında kaldı. Oda çok büyük ve çok ürkütücü bir yer. Yoksa bana mı öyle geldi? Kocaman kapıların ardında kocam var ama ben o tarafa geçemiyorum, buraya hapsedildim sanki! Etrafıma bir sürü hemşire doluştu bir anda. Eminim onlar için de ben her zaman karşılaşmadıkları bir vakayım, bu yüzden işler her zamankinden daha telaşlı ve ciddi. Biri telefonla konuşuyor, biri kağıtlar, evraklar hazırlıyor, arada bana sorular soruyor, biri de beni hazırlamaya çalışıyor. Bense, dil bilmez lisan bilmez, yabancı bir ülkede ne yaptığını ne dediğini anlamadığım insanların arasında kalmışım gibi, şaşkın şaşkın etrafı izliyor, arada şu cümleyi tekrar edip duruyorum “Kocamı görebilir miyim lütfen?”

Biz ona haber verdik merak etmeyin siz dedi, ilk sevimli hemşire. “İyi de ben buraya doğurmaya gelmedim ki siz niye beni alıkoyuyorsunuz yaaa, ağrım yok, sızım yok, çekilin başımdan, ben evime gidiyorum!”dememek için zor tutuyorum kendimi. Neler oluyor yahuu?

Mahkumdan hiçbir farkım yok şuanda. Ne derlerse onu yapıyorum. Onlar her zamanki rutini işleme koymanın verdiği sıradanlıkla işlerini yapıyor, bense ömr-ü hayatımda ilk ve de muhtemelen sadece bir kez yaşayacağım maceranın eşiğinde dikilmiş, heyecanla olacakları bekliyorum. Birşeyler akıp duruyor etrafımda. Kontrol edemiyorum. Tek düşündüğüm, şuanda evde olabilirdim. Yatıp uyumuş, rüya bile görüyor olabilirdim. Öyle çok ağrım,sancım filan yok ki benim, Doğuracak kadın böyle mi olur yani, filmlerde böyle değildi hiç bu işler? Doğumun başladığına falan inanmıyorum ben! Doktorum bi gelse kurtulup gidicem elinizden!…

Bir ara beni başka bir odaya götürmek için oradan çıkardıklarında karşılaşabildim kocamla nihayet. Hüngür hüngür ağlayıp anlattım olanları. “Merak etme canım, doktorun şimdi geliyor, korkma sen…“…Hep belirsizlik…İşte yine bir hemşire gelip, beni kolumdan çekip bir odaya götürüyor. Beni yatağa yatırıp, bir makineden çıkan kabloları karnıma bağlıyor. Dakikalarca bebeklerin kalp atışlarını arıyor. Bulamıyor. O gidiyor başka hemşire geliyor. Ayarlıyor. Birkaç dakika sonra bebek yer değiştirmiş, diğer bebeğin kalp atışıyla karıştı deyip yeniden oynuyorlar kablolarla. Bu işkence acaba kaç yıl sürüyor?

Birden odaya hemşireler ordusu akın edince geldim kendime. Üçüz hamilesi ya herkesin ilgisi çektiği için ya da durumun vehametinden korktukları için etrafımda hep bir kalabalık halinde dolanıyorlar. Yine hazırlıklar var. Artık sormuyorum. Nasıl olsa herşey benim dışımda işliyor. Üstümdekileri çıkarıp ameliyat önlüğü giydirdi bir hemşire, ben hüngür hüngür ağlarken. Gözyaşlarım önlüğü ıslattı. Yüzüme baktı bir an. Sonra yine eski robot haline geri döndü.

“Ekip hazır ameliyahaneye iniyoruz” diye birşeyler duydum bir ara. Demek ki doğum yapacağım gerçekten. Çaresizlikle titredim. Tam çıkmak üzereydik ki, o anda elinde telefon, telaşlı başka bir görevli geldi, “Durun, doğum olmayacak, doktor bey aradı”. Ohhh beeee! dedim içimden. Sonunda yaptıkları hatanın farkına vardılar. Doğurduğum falan yok benim. Ağrım yok sızım yok. Sapasağlam dikiliyorum işte. Tamam dikilirken biraz var, ama biraz. Hızla üstümdekileri fırlatıp, giyinip, koridora koşup babanızı buldum. Heyecanla kurtulduğumun müjdesini vermem lazım, merak etmiştir, “Kaç saattir içerde ne yapıyorsunuz yahu öldüm meraktan!” falan demesini bekliyorum. O benden çok daha fazla şey biliyor ve sözümü kesip, hemşireler gibi o da bilmediğim bir dilden birşeyler anlatmaya başlıyor:“Hiç korkma canım, gerekli kişileri aradım, herşeyi ayarladım. Doktorunla da konuştum. Burada olmaz, başka hastaneye gidiyoruz, ambulans aşağıda bizi bekliyor…” Ne olmaz, nereye gidiyoruz, hem neden, ne  ambulansı???? Düşüp bayılabilirim bu belirsizlikten…

Kapıda bekleyen ambulansa beni bindirirken alelacele birşeyler anlatıyor babanız, “Bebeklerin haftası daha çok erken, bu hastanede küvöz yok, Memorial’ a götürüyoruz seni. Doktorunla konuştum. Oradaki doktoru ve ameliyat ekibini ayarladı bizim için. Herşey hazır. Seni bekliyorlar…”

Herşey hazır… Beni bekliyorlar…..
—–

YAZI DİZİSİNİN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN…

Reklamlar

5 thoughts on “Neden Koşturuyor Bu İnsanlar? – İŞTE BİZİM DOĞUM HİKAYEMİZ / Bölüm 2

  1. Merhaba, başladığınızdan beri okuyorum. Aslında benim de el yazısı ile yazdığım bir defterim var çocuklar için, benimkiler de ikiz, bir kız bir oğlan. Sizden sonra ben de ciddi ciddi blog yazmayı düşünmeye başladım, zaten secce’den özeniyordum. İkiz anası yazıyor, yetmedi üçüz anası da yazıyor, demek ki olabiliyormuş. Denesem mi acaba? Bu arada hikayelerimiz çok benziyor. Ambulans olayı mesela, benim de içimi dışıma çıkarmıştı ve keşke normal araba ile gelseydim demiştim.
    Size kolaylıklar dilerim. Selamlar…

    • Teşekkürler… Tabi ki yaz içinden geliyorsa… Yazmak deşarj ediyor insanı. Ben de uzun zaman defter tuttum ve sonra ısrarlara dayanamayıp buraya aktardım yazılarımı. Seni de bekleriz 😉

  2. Geri bildirim: Herşey Nasıl Başladı? – İŞTE BİZİM DOĞUM HİKAYEMİZ / Bölüm 1 « 3 bebe 1 arada

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s