ÇEMBER DARALIYOR/28.Hafta

Dünkü kontrolümüz  epey gerilimliydi, bilmem farkettiniz mi çocuklar? Yoksa tüm o heyacanlar yaşanırken içerde kendi keyfinize mi bakıyordunuz? Sahi yaa ben böyle duygudan duyguya, şekilden şekile girerken siz ne yapıyorsunuz, merak ediyorum. Vurup kafayı uyuyorsanız çok bozulurum valla!..

Son zamanlarda artan kasılmalar artık bizi ciddi ciddi düşündürmeye başladı, “erken doğum habercisi mi bu?” diye. 27.hafta yeni doldu ve şu ara doğmanız çok çok riskli. Biraz da bu korkularla gittik doktora bu defa.

Kasılmaların şiddetini ve sıklığını anlatığımda doktorun yüzü allak bullak oldu! Birşey demesine gerek kalmamıştı, biz zaten o an durumun vehametini hemen anladık. Biraz düşündü ve uygun cümleleri seçmek için bekledi 1-2 dakika. Ah o sessizlik anları yok mu, beni deli eden… “Seni Hacettepe’ye göndereyim mi?” dedi neden sonra, kendini sakin görünmeye zorlayarak. Babanızla aynı anda aynı tepki fırladı ağzımızdan: “Neeee Hacettepe mi???

Sonra bu kadar korkuttuğundan pişman olup, manevralara başladı “Yani sonuçta sıradışı bir gebelik, riskler var. Orada daha iyi bakılırsın diye söylüyorum, yanlış anlama lütfen….” Bir kere düşürdün aklıma kurtları doktor, nasıl gün geçecek şimdi? Espri filan yaptı sonra, aslında korkulacak hiçbirşey yok imajını sağlamlaştırmak için. Gerçekten pişman olduğunu anladım. Hassasiyetini çok iyi anlıyorum aslında. Birkaç ay önce, ikizlere hamile olan eşi de tam bu haftada beklenmedik bir şekilde doğurmuş ve aylarca Hacettepe’de küvözdeki iki bebekle birlikte sürünmüşlerdi. Bende o günleri hatırladı sanırım ve o tepkisi bir refleksti. Bunu anladıktan sonra biraz rahatladım. Ama yine de korku düştü bir kere içimize.  Doğumu geciktirmek ve kasılmaları önlemek için ilaçlar yazdı, öğütler verdi. Yine de erken doğum ihtimaline karşın ciğer gelişim iğneleriniz yapıldı. Bu arada 1 kiloyu geçmişsiniz. Bu kilo erken doğum için hiç de iyi bir kilo değil. Tekrar şeker testi yapıldı, bu defa o iğrenç suyu içmedim, kanda bakıldı. Sonuç 79. Diyet işe yaramış. Bütün korkular yüreğimizde, hastane kokusu üzerimizde, paşa paşa döndük evimize…

Bu panikle eve gelir gelmez ilk işim doğum çantası hazırlamaya koyulmak oldu. Elimin altında hazır bulunsun, size güvenmiyorum, çatkapı yapacak bi tip var sizde! Kullandığım şu kasılma önleyici ilaçlar yüzünden bir kez daha hastanelik olmanın eşiğinden döndüm! Bir çarpıntı, nefes darlığı, tansiyon yerlerde, uyku gitti gelmez… Ve sinir harbi! “Bu koltuk niye pembe!” diye çemkirip ağlayasım var! Sinirden tir tir titriyorum hiç bir neden yokken. Hatta bugün bindiğimiz taksinin şöförünün, cazgır mahalle karısı gibi beynini yedim gideceğimiz yere kadar. “Terbiyesiz adam, durdur ben inmek istiyorum burdaaa, siz ne fırsatçısınız, ne düzenbazsınız, seni durağına şikayet ediceeem!!!!” Yandan geçen arabalardan kesin duyulmuştur sesim. Sebep, her zaman gidilen güzergaha –bizi buranın yabancısı sandığı için– 2 lira fazla ücret istemesiydi! Tamam bu kulağa çok komik bir sebep gibi gelebilir. Ama madem sen taksimetre çalıştırmıyor, güzergahlara göre belli bir tarife uyguluyorsun, o zaman fiyatın sabit olacak, yerli halka şu kadar, memura, yabancıya bu kadar yoook! Böyle çırpıştırırlar işte adamı. Haksızlığa pabuç bırakır mı hiç sizin ananız yavrularım? Başta “iki lira için yaptığına bak” demeye kalktı adam ama sonra pişman oldu tabi bu dediğinden. Yolun yarısında “abla gözünü seveyim bağırma artık, kulun kurbanın olayım” diye yalvarır hale gelmişti. Ama ilaçların da etkisiyle sabahtan beri barut fıçısına dönen ananız, hazır eline bir fırsat geçmişken hiç kaçırır mı? Yol boyu(tam 40 dakika) bağırdım, söylendim durdum. Babanız (sabır abidesi büyük insan) o süre boyunca önce kendini sonra beni sakinleştirebilmek için insanüstü, takdire şayan bir çaba harcadı. Adamın artık kafasını ön camlara vurmasına ramak kalmıştı. Tabi arada karnı burnunda durumumu başına kakmak suretiyle vicdanına da seslendim adamın. İnerken de kendini affetirmek(!) baabında ücret almak istemeyen şöföre, hem fazladan para verip, hem de “Aman fazlasını al ben kul hakkından korkarım, senin üstünde benden yana bir kul hakkı varsa, onu da sen düşün artık!” diye bir laf sokmayı da ihmal etmedim (hey Allahım laflara bak 🙂 ) Tabii bununla da yetindim sanmayın, hemen taksi durağını arayıp hem şikayet ettim hem bir güzel de onları payladım “Sizin tarifeniz belli değil mi, çifte standart uyguluyorsunuz, hamileyim, hastaneye gidiyorum, zor durumumu fırsat bilip durumdan istifade ediyorsunuz!…” diye. Tüy gibi hafiflemiştim artık 🙂 (Tamam biraz abartmış olabilirim ama haklı değil miyim Allahaşkına?)

Reklamlar

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s