6.AYA VEDA/27.Hafta

27. hafta bitti çocuklar. Sizinle az zamanda çok işler yaptık. Kah güldük, kah eğlendik. Kah kustuk, kah ağladık.Kah uykusuz kaldık, kah ağrıdan kıvrandık. “E tamam yapacağımızı yapmışız hadi bize müsadeeee, dışarda görüşürüz…” deyip de doğmaya kalkmayın sakın, aaa imkanı yok bırakmam, daha çok erken ayol nereye!

Doktorun hesaplarına göre doğum tarihinize daha tam 2 ay var. 60 koca gün! Hiç inanasım gelmiyor… Durum şimdiden bu kadar vahimse, sizin içerde çok uzun kalacağınızdan şüpheliyim. Ama abartıp da zırt diye gelmeyin gözünüzü seveyim. Bir ay, bilemedin bir buçuk ay daha durun bari!..

Ağrılar, sızılar her geçen gün artıyor. Her akşamımı kabusa çeviren kaburgamdaki ve sırtımdaki o ağrı büyük ölçüde kayboldu. Sanırım sizin duruş pozisyonunuzla ilgili bir durummuş. Dönmüşsünüz ve baskı hafiflemiş. Ben öyle düşünüyorum yani. Bu güzel bir haber. Ama içimdeki ağırlık yüzünden hareketlerim çok kısıtlandı. Oturmak, kalkmak, yatmak, uyumak işkence. Her birinizin ağırlığı 950 gr civarında. Bu da yaklaşık 3000 gr bir bebek demek ki, tek bebek hamilesinin doğum yaptığı zamana neredeyse eşdeğer.

Tabi durum böyle diye kendimi kapatıp evde oturduğumu sanmıyorsunuz di mi? Aslında bu durum çok ilginç. Ben ki, eski özgür günlerimde bile,  evinden çıkmaya sanki tövbee etmiş, bakkala gidip iki ekmek almaktan aciz, dışarı çıkmayı çok büyük bir eziyet sayan, gezme tembeli, iflah olmaz bir evcimen, babanızın akşamları ve haftasonları “nooolur dışarı çıkalım, evde çok sıkıldım” diye adeta yalvardığı, aylarca eve kapatsalar gık demeyecek bir hatunken, –yakında başıma gelecekleri bildiğimden midir nedir– hamileğim boyunca ev dar gelir oldu! Utanmasam babanıza, “sitenin içindeki banklarda uyuyalım” diycem, o kadar istemiyorum eve girmeyi. Habire gezme bahaneleri üretiyorum. Babanızınsa canına minnet, o gezmeye zaten meraklı ama benim durum ortada. İki yürüyüp bir donakalıyorum gittiğim yerde.” Bu halinle sokaklarda ne işin var be kadın, otur evinde!” demezler mi adama? Demiyolar işte. Ben de geziyorum tiril tiril… (Babanız diyor ama ben onu kandırıyorum)

Bundan mıdır bilinmez, 6.ayımız doldu ve ben sadece 6-7 kilo aldım. Sizin kilo alımınız tek bebek çizelgesiyle paralel. Yani sizinle ilgili bir sorun yok. Ben kendime değil sadece size kilo alıyorum demek ki, yahu ne fedakar bir anayım aaah aah…

Bu arada Mirza isminden vazgeçtik (oh!). Babanız bunda karar kıldı diye ses çıkarmıyordum ama iç sesimi duymuş olmalı ki, bir gün durup dururken “Ben bu isimden vazgeçtim” deyiverdi. Neden diye sormadım bile. Aman ne karışıcam öyle ısrar eder gibi. “İyi canım sen bilirsin, başka isimler bulurum ben sana” deyip, yeni isimleri yine benim bulacağımın, onun ise o isimlerden birini seçeceğinin mesajını verdim. Mesaj yerine ulaştı sanırım, bir itiraz gelmedi 🙂

Yaptığım yeni araştırmalar sonucu, şu verilere ulaştım. Bakalım babanız bunlardan hangisine ‘Olur‘ verecek:

Barış, Egemen, Kaan, Utku, Umut, Özgün. (Tabi ki bu raporu babanıza sunarken, benim ‘Egemen‘ ismine daha yakın durduğum gizli bilinçatı mesajını vermeyi de ihmal etmeyeceğim 🙂 )

Reklamlar

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s