ATRAKSİYONLU BİR DOKTOR KONTROLÜ (Bölüm II)/24.Hafta

….

Önceki yazının başlığı 3 gün üst üste bitmek bilmeyen, kulak ve beyin törpüsü düğünler gibi birşey olmalıymış aslında.  Ama ne bileyim bu kadar uzun süreceğini? Kontrol kısmına gelemedik bir türlü…

Neyse sonunda geldik hastaneye. Bekleme salonundayız. Şansımız varsa 2 saatten az bekleriz. 1 saate sıra bize gelirse öp başına koy! Tabi ki o ihtimal çok düşüktü ve biz yine 2-3 saat bekledik paşa paşa…

Sıramız gelince girdik içeriye. Her zamanki şeyler, ultrason odasına geçtik, bebelerimizi izlemeye başladık. Tabi yine doktorun kendince uzun uzadıya incelediği bazı tıbbi noktalar. Gelişimlerle ilgili yaptığı kısa olmayan incelemeleri. Arada sırada bize bir şeyler söylüyor, bakın burada kızın elleri, kolları, buradaki oğlan ters dönmüş falan… Yine her zamanki gibi her şey gayet güzel, olması gerektiği gibi. Rutin ve güzel geçen bir inceleme olsa da biraz uzun sürdüğü için bu defa sıkılmaya başladım. Hiç böyle olmamıştım. Doktora soracağım, evde hazırladığım bir sürü şey vardı, renkli ultrason isteyecektim mesela. Unutmadım ama o kadar sıkıldım ki bilerek söylemedim..

İçim daraldı. Muayene bir an önce bitsin istiyordum. Hiç konuşmadan hatta hiç ekrana bile bakmadan muayenenin sonlanması için sabırsızlanmaya başladım. Zaten ekrana baksam da bir şey anlaşılmıyordu artık. Aylar ilerledikçe hem ekrana sığmaz olmuştunuz, hem de görüntüler üst üste bindiği için şekiller doktordan başkasının anlamayacağı bir hal almıştı..

Muayene uzadıkça, içimin sıkkınlığı artık rahatsızlanmaya dönüşmeye başlamıştı. Babanız ve doktor kendi aralarında bir şeyler konuşuyordu ama ben ne olduğunu duymuyordum. Sadece “hadi artık bitsin” diyordum içimden.  Midem bulanmaya başladı. Nefesim daraldı. Karanlık odada zor seçtiğim yüzler daha bir belirsiz olmaya başladı. O sırada muayenenin bittiğini duydum doktordan, kalkabilirsin dedi, kendisi ayaklandı. Ben de oh deyip içimden, yerimden doğrulmaya çalıştım. Ama kalktığım gibi sedyeye yığılmam bir oldu

O anları tam baygın olmadığım için bulanık da olsa hatırlıyorum. Doktorun telaşını, babanızın korkudan öylece donup kalışını. Sonra bana çikolata yedirmeye çalıştıklarını  hemşirelerin… Yarı baygınlığım 1 dakikadan uzun sürmedi. Yavaş yavaş kendime gelmeye başladığımda doktor profesyonelliğine yakışmayan bir panik içindeydi. O an ona gülmek geldi içimden 🙂

Hele bir de benim tamamen ayaklandığımı gördükten sonra babanıza yaptığı o artistlik yok mu, sonra çok güldük birlikte; “ Bak şimdi iyi ki burada oldu bu olay, evde olsa sen çok panik yapardın… :)))

Olayın tansiyon düşmesi olduğu anlaşıldı hemen yapılan muayeneden sonra. 7’ye 4! Sebep olarak muayene süresince sırt üstü yatmamı gösterdi. Zaten tehlikeli olan bu pozisyon, çoğul gebeler için daha bir riskliymiş. Gece böyle yatmamam konusunda tembihlerde bulundu; geçen 3 gecenin yorgunluğundan, bünyemin nasıl haşata döndüğünden, uykusuzluğumdan ve saatlerce doktor sırası beklerken acıktığımdan haberi olmayan doktorum…

Neyse ki önemli bir şey olmadığı için herkes mutluydu günün sonunda. Vicdan azabı ve ödemden dolma gibi şişmiş ayaklar kar kalmıştı yanımıza…

Reklamlar

Haydi sen de bir şey söyle :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s